Uyarma ve kınama cezaları için AYM’den kritik karar

AYM, askeri personele verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı dava açılamamasını Anayasa’ya aykırı bulmadı. Karar Resmi Gazete’de yayımlandı.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu kapsamında subay, astsubay, uzman erbaş ile sözleşmeli erbaş ve erlere verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı dava açılamamasını öngören düzenleme hakkında kararını verdi. Yüksek Mahkeme, kuralın askeri disiplinin korunması amacıyla kanun koyucunun takdir yetkisi içinde bulunduğuna ve mahkemeye erişim hakkını ölçüsüz biçimde sınırlandırmadığına hükmetti.

Ankara 23. İdare Mahkemesinin başvurusu üzerine incelenen karar, AYM Başkanlığının 2025/212 esas ve 2026/127 karar sayılı dosyasında verildi. Karar, 17 Eylül 2026 tarihli ve 33373 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı.

İtirazın konusu

Başvuru, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun 43. maddesinin, 7517 sayılı Kanun’la değiştirilen birinci fıkrasında yer alan uyarma ve kınama cezalarına ilişkin hükümlere yönelikti. Ankara 23. İdare Mahkemesi, söz konusu düzenlemenin Anayasa’nın 2., 9., 36., 125. ve 129. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal talebinde bulundu.

İtirazın dayanağını, askeri personel hakkında kınama cezasını gerektiren bir fiil nedeniyle daha hafif nitelikteki uyarma cezasının uygulanmasına ilişkin işlemin iptali istemi oluşturdu. AYM, somut davanın kapsamı nedeniyle incelemenin yalnızca kanun metnindeki “uyarma, kınama” ibareleriyle sınırlı yapılmasına oybirliğiyle karar verdi.

AYM’nin değerlendirmesi

Mahkeme, 6413 sayılı Kanun’da askeri personele uygulanabilecek disiplin cezalarının uyarma, kınama, hizmete kısmi süreli devam, aylıktan kesme, hizmet yerini terk etmeme, oda hapsi ve Silahlı Kuvvetlerden ayırma olarak sıralandığını hatırlattı. İtiraz konusu düzenleme ise uyarma ve kınama cezalarına karşı iptal davası açılmasını engelliyordu.

AYM’ye göre mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamaların kanunla düzenlenmesi, meşru bir amaca dayanması ve ölçülü olması gerekiyor. İncelenen hükmün, hangi disiplin cezalarına karşı dava açılamayacağını açık ve anlaşılır biçimde belirlediği, bu nedenle kanunilik şartını karşıladığı değerlendirildi. Askeri disiplinin sağlanması amacı da Anayasa’nın 129. maddesi kapsamında meşru kabul edildi.

Önceki iptal kararlarından farkı

AYM, daha önce benzer hükümleri iki ayrı kararla iptal etmişti. 1 Haziran 2022 tarihli kararında uyarma ve hizmete kısmi süreli devam cezalarına, 30 Kasım 2022 tarihli kararında ise kınama cezasına karşı yargı yolunun kapatılmasını Anayasa’ya aykırı bulmuştu.

Bu kararlarda, söz konusu disiplin cezalarının daha sonra Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma veya sözleşmenin feshi gibi personelin özlük haklarını doğrudan etkileyen işlemlere dayanak oluşturabileceğine dikkat çekilmişti. Cezaların kendilerinin yargısal denetime kapalı tutulmasının ise hak arama özgürlüğü ile askeri disiplinin korunması arasındaki dengeyi bozduğu sonucuna varılmıştı.

Bu iptal kararlarının ardından 7517 sayılı Kanun’la 6413 sayılı Kanun’un 43. maddesinde değişiklik yapıldı. Yeni düzenleme uyarma, kınama ve hizmete kısmi süreli devam cezalarına karşı doğrudan dava açılmasına izin vermemeyi sürdürürken, disiplin cezası sayısı veya puanı nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğin kesilmesine yol açan işlemlerde dayanak cezaların hukuka uygunluğunun mahkemelerce incelenmesine imkan tanıdı.

AYM çoğunluğu, getirilen bu güvencenin önceki iptal kararlarının gerekçelerinden farklı bir hukuki çerçeve oluşturduğu ve askeri personele aşırı bir külfet yüklemediği kanaatine ulaştı.

Karara karşı oylar

Kadir Özkaya, Engin Yıldırım, Rıdvan Güleç, Yusuf Şevki Hakyemez, Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar karara katılmadı. Karşı oy gerekçelerinde, yeni düzenlemenin yalnızca disiplin cezası sayısı veya puanı nedeniyle gerçekleştirilen ilişik kesme işlemlerini kapsadığı belirtildi.

Karşı oy kullanan üyeler, uyarma ve kınama cezalarının sicil, terfi, atama, sözleşmenin yenilenmemesi ya da disiplinsizliğin alışkanlık haline getirildiği gerekçeleriyle tesis edilen ilişik kesme işlemlerinde de dayanak olarak kullanılabileceğine işaret etti. Bu durumlarda cezaların hukuka uygunluğunun denetlenememesinin, AYM’nin önceki iptal kararlarında ortaya koyduğu ilkeleri karşılamadığı ve düzenlemenin Anayasa’nın 13., 36. ve 129. maddelerine aykırı olduğu savunuldu.

Mahkeme çoğunluğu, düzenlemenin Anayasa’nın 2. ve 125. maddelerine aykırı olduğu yönündeki iddiayı ayrıca incelemeye gerek görmedi. Kuralın Anayasa’nın 9. maddesiyle de ilgili olmadığına karar veren AYM, uyarma ve kınama cezalarına ilişkin ibarelerin Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna oyçokluğuyla ulaştı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu