Türk İhracatçıları Hindistan Tehdidiyle Karşı Karşıya
Türk ihracatçıları, AB ve Hindistan arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması’nın getirdiği tehditlerle karşılaşıyor. Gökhan Erol’un değerlendirmeleri dikkat çekiyor.
Hindistan ile Avrupa Birliği arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması (STA), Türkiye’nin Gümrük Birliği çerçevesindeki avantajlarını ciddi şekilde tehlikeye atıyor. İnovakademi’nin kurucusu Gökhan Erol, bu durumu “Hindistan’a VIP giriş kartı verildi; otomotivden tekstile kadar tüm kalelerimiz risk altında” şeklinde değerlendiriyor.
Türkiye, uzun yıllar boyunca Gümrük Birliği sayesinde Avrupa pazarında “imtiyazlı ortak” konumunu sürdürdü. Ancak, Hindistan’ın 1.42 milyar nüfuslu dev bir üretici olarak Avrupa pazarına gümrüksüz giriş yapabilmesi, Türk ihracatçıları için büyük bir tehdit oluşturuyor. Erol, “Artık rafta yanımızda, işçilik maliyeti çok daha düşük, kapasitesi devasa bir rakip var. Oyunun kuralları değil, oyunun bizzat kendisi değişti” ifadelerini kullanıyor.
Geleneksel olarak yalnızca tekstil sektörünün etkileneceği düşünülse de, asıl tehlikenin Türkiye’nin ihracat lideri olan otomotiv yan sanayisinde olduğu belirtiliyor. Gümrük duvarları mevcutken bile Avrupa’ya 1.71 milyar dolarlık yedek parça satan Hindistan, STA ile birlikte yüzde 15 maliyet avantajı elde edecek.
Gökhan Erol, Türkiye ve Hindistan’ın Avrupa pazarındaki rekabetini analiz ederken, otomotiv yedek parça sektöründe Türkiye’nin 5.57 milyar dolarlık ihracatına karşılık Hindistan’ın 1.71 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini ve bu alanda yüksek bir risk bulunduğunu vurguladı. Kadın giyim ve yassı çelik sektörlerinde de benzer durumlar söz konusu.
STA’nın sadece ihracat pazarını değil, Türkiye’nin iç pazarını da olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunan Erol, “Gümrük Birliği’nin ‘Serbest Dolaşım’ ilkesi nedeniyle, AB üzerinden Türkiye’ye giren Hint malları yerli üreticiyi zor durumda bırakacak. Biz Hindistan’a mal satarken gümrük ödeyeceğiz, onlar bize satarken ödemeyecek. Bu, sürdürülebilir bir denklem değil” şeklinde konuştu.
Erol, Türk ihracatçılarının bu zorlu rekabette ayakta kalabilmesi için yeni stratejiler belirlemesi gerektiğini belirtti. Lojistik avantajın, Türkiye’nin en büyük kozu olduğunu vurgulayan Erol, “Hindistan haftalarca bekletirken, Türkiye 48-72 saatte teslimat yapabiliyor. ‘Yeşil lojistik’ ve hız, bizim en büyük avantajlarımızdan biri” dedi. Ayrıca, dijital markalaşmanın önemine de değinen Erol, klasik pazarlama yöntemlerinden uzaklaşılarak LinkedIn ve B2B platformlarında güvenilir bir tedarikçi imajının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Son olarak, sadece mal değil, dijitalleşmiş ve şeffaf bir tedarik zincirinin de pazarlanması gerektiğini belirtti.




