Haydar Kuyusu cinayetleri: 4 cesedin sırrı çözüldü

Haydar Kuyusu cinayetleri, Konya’da dört erkeğin öldürülmesiyle başladı. Mersin’de denizden çıkarılan çalıntı otomobil, dosyanın sırrını çözdü.

13 Nisan 1956’da Konya bozkırında hayvanlarını otlatan bir çoban, Haydar Kuyusu’nun başında alışılmadık bir durum fark etti. Kuzular kuyunun suyuna yaklaşmıyordu. Aşağıya baktığında ise suyun üzerinde baş aşağı duran bir insan bedeni gördü. Köye giderek durumu muhtara bildiren çobanın ihbarı üzerine jandarma bölgeye sevk edildi.

Çalışmalar ilerledikçe kuyunun tek bir ceset barındırmadığı ortaya çıktı. Ekipler, aynı yerden art arda üç erkek cesedi daha çıkardı. Konya’nın yaklaşık 42 kilometre dışındaki kör kuyuda toplam dört kişinin öldürüldüğü ve cesetlerin buraya atıldığı belirlendi. Olay, kentte geniş yankı uyandırırken soruşturma da dönemin en kapsamlı cinayet araştırmalarından birine dönüştü.

Kimlikler ve ilk şüpheler

Olay yerinde yapılan incelemede 20 bin lira değerinde çek, Arif adına düzenlenmiş bir banka cüzdanı, 7 Mayıs tarihli bir Zafer gazetesi ve 7,65 milimetrelik boş bir mermi kovanı bulundu. Araştırmalar, maktullerden ikisinin Şereflikoçhisar’ın Oymaağaç köyünden 40 yaşındaki Arif ile 28 yaşındaki ortağı Osman olduğunu gösterdi. Arif’in Ankara’da bir tuğla imalathanesi, iki kamyonu ve bir manifatura mağazası bulunuyordu. Osman ise evli, üç çocuk babası ve Arif’in iş ortağıydı.

Diğer iki kişinin kimliği uzun süre belirlenemedi. Cesetler teşhis amacıyla Konya’ya götürüldü ve dönemin gazetelerine göre yaklaşık 12 bin kişiye gösterildi. Buna rağmen sonuç alınamadı; kimliği bilinmeyen iki kişinin parmak izleri inceleme için Emniyet Umum Müdürlüğü’ne gönderildi.

Konya Cinayet Masası’nda görev yapan Komiser Sami Şengün ve ekibi, Arif ile Osman’ın ölümden önceki hareketlerini araştırdı. İki ortağın yedek parça almak için yola çıktığı, Aksaray’da aradıklarını bulamayınca Konya üzerinden Akşehir’e geçtiği anlaşıldı. Akşehir’deki bir dükkân sahibi Arif’i hatırlıyor, ancak onun yanında bulunan kişinin kuyudan çıkarılan cesetlerden biri olmadığını söylüyordu. Böylece soruşturmaya kimliği belirsiz yeni bir şüpheli dahil oldu.

Bu sırada Ilgın yakınlarındaki bir benzin istasyonundan gelen ihbar, soruşturmayı başka bir yöne taşıdı. İstasyonda çalışan kişi, cinayet gecesi Gaziantep plakalı kırmızı bir kamyon gördüğünü anlattı. Şoför mahallinde beş, kasada ise iki kişinin bulunduğu kamyonun sürücüsü tedirgin görünüyordu. Bir miktar mazot aldıktan sonra fatura istemeden Konya yönüne giden araç, polis ekiplerince günlerce arandı.

Sarayönü ve Akşehir’de yüzlerce kişinin ifadesi alındı, çok sayıda kişi gözaltına alındı. Cinayetin gasp amacıyla işlenmiş olabileceği düşünüldü; bazı haberlerde Arif’in üzerinde 70 bin liraya kadar para bulunduğu ileri sürülüyordu. Kaçakçılık hesaplaşması ihtimali de araştırıldı. Ancak kırmızı kamyon bulunamadı, gözaltındaki kişilerden sonuç alınamadı ve Arif’in yanında görülen esrarengiz adamın izine ulaşılamadı. Soruşturmanın selameti gerekçesiyle bir süre yayın yasağı da uygulandı.

Bir gazete haberi dosyayı yeniden açtı

Aradan yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen Haydar Kuyusu cinayetleri aydınlatılamamıştı. Dosyayı takip etmeyi sürdüren Komiser Şengün, bir gün gazeteleri incelerken Mersin’den yayımlanan kısa bir habere rastladı. Haberde, İstanbul plakalı bir otomobilin denizden çıkarıldığı yazıyordu. Şengün’ün aklına hemen şu soru geldi: Bir otomobil neden denize atılır?

Komiser, dört kişinin cinayet yerine bir araçla götürülmüş olabileceğini ve kullanılan otomobilin delilleri yok etmek amacıyla denize atılmış bulunabileceğini düşündü. Mersin Emniyetiyle kurulan temas sonucunda aracın İstanbul’dan çalındığı öğrenildi. İstanbul’daki incelemede bunun 1952 model bir Buick olduğu, tanınmış bir tüccara ait aracın 4’ü 5 Nisan’a bağlayan gece İçerenköy’deki garajdan çalındığı belirlendi.

Otomobilin cinayetlerden yalnızca günler önce çalınmış olması soruşturma açısından önemliydi. Aracın çalındığı sırada olayın yakınında bulunan bir kadının ifadeleri de polisi Alpan ve Ayhan isimlerine yöneltti. Buick’in ayrıntılı incelemesinde şoför koltuğunun arkalığına sıkışmış boş bir kovan, bir tarak ve döşemede bozuk para büyüklüğünde bir kan lekesi bulundu. Kanın insana ait olduğunun anlaşılmasıyla araç ile Haydar Kuyusu cinayetleri arasındaki bağ güçlendi.

Otomobil hırsızlığıyla bağlantılı aramalarda Alpan yakalandı. Asker olduğu belirtilen ve firar ettikten sonra ele geçirilen Alpan, aracı çaldığı iddiasını kabul etmedi; ancak ifadesi polisi Refet ve Ayhan Tahir’e götürdü. Refet Bostancı’da yakalanarak Konya’ya getirildi, Ayhan Tahir de kısa süre sonra bulundu. İki şüpheli ayrı ayrı sorgulandı.

İtiraf ve cinayet gecesi

Sorguların ardından Refet ile Ayhan Tahir, Haydar Kuyusu’nda bulunan dört kişiyi öldürdüklerini itiraf etti. Kimliği belirsiz iki maktulün Kerim ve Vefa olduğu da bu ifadelerle ortaya çıktı. Şüphelilerin anlatımına göre olaylar, İzmir’den Afyon’a uzanan bir yolculuk sırasında başladı. Bir lokantada tanıştıkları iki hırdavatçı, Konya’ya gittiklerini söyleyen Refet ve Ayhan’ın aracına bindi.

Akşam saatlerinde Akşehir’e ulaşan grup, burada Arif ile ortağı Osman’ı da otomobile aldı. Yolculuk sırasında Osman, Buick’in düz kontakla çalıştırıldığını fark etti. Refet ve Ayhan, dört yolcunun aracın çalıntı olduğunu anladığını düşünerek paniğe kapıldı. İfadelerine göre Sarayönü geçildikten sonra Ayhan, lastiğin patladığını söyleyerek otomobili durdurdu.

Refet tabancasını çıkararak önce Vefa’yı, ardından Kerim’i vurdu. Arif ve Osman da araçtan indirildi; kaçmaya çalışan Osman’ın kurtulamadığı belirtildi. Dört yolcunun tamamı öldürüldükten sonra cesetler otomobille yaklaşık 200-300 metre taşındı ve Haydar Kuyusu’na atıldı.

Şüpheliler, maktullerin üzerinden yaklaşık 9 bin lira ile kol saatlerini aldı. Daha sonra kendilerini ele verebilecek belge ve izleri aramak için cesetleri yeniden kontrol etti. Cinayet sırasında Buick’in içine bulaşan kanı temizlemek amacıyla Beyşehir’de göl kenarında durdular. Ardından Mersin’e geçen ikili, Kızkalesi açıklarında otomobili denize attı. Refet trenle İstanbul’a, Ayhan ise Bursa’ya gitti.

Ancak planın en önemli açığı, denize bırakılan aracın bulunması oldu. Komiser Sami Şengün’ün kısa bir gazete haberinden hareketle kurduğu bağlantı; Mersin’den İstanbul’a, oradan da şüphelilere ve Haydar Kuyusu’na uzandı. Çalıntı Buick, içindeki boş kovan ve kan lekesi, yaklaşık bir yıldır çözülemeyen dört cinayetin aydınlatılmasını sağladı.

Olay, dönemin yazar ve gazetecilerinden Peyami Safa’nın da dikkatini çekti. Safa, 9 Haziran 1957’de Milliyet gazetesindeki “Objektif” köşesinde, denize atılan otomobil ile Konya’daki cinayetler arasında bağlantı kuran Komiser Şengün’ün başarısını yazdı. Konya, İstanbul ve Mersin emniyetlerinin çalışmalarını öven Safa, soruşturma ekibini tebrik etti.

Temsili fotoğraf yapay zekâ ile oluşturulmuştur.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu