Arakçi: Türkiye, İran’ı Bölme Planlarının Bozulmasında Anahtar Rol Oynadı
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Türkiye’nin İran’ı bölme planlarının bozulmasındaki etkisini vurguladı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, savaş sürecinde İran’ı parçalamaya yönelik hazırlanan planların varlığını ortaya koydu. Bu açıklamalar, İranlı belgeselci Cevad Moguyi’nin sunduğu “Savaşın Hikâyesi 2” programında yapıldı. Arakçi, Türkiye’nin savaş esnasındaki rolü, İran’a yönelik saldırılar, ateşkes müzakereleri ve ABD ile yürütülen nükleer görüşmeler hakkında önemli bilgiler paylaştı.
Arakçi, İran’ın parçalanmasına yönelik planların hazırlandığını iddia ederek, savaşın dördüncü gününde ABD Başkanı Donald Trump’ın Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki bazı liderlerle görüştüğünü belirtti. Bu görüşmelerin ardından Türkiye ve Iraklı yetkililerle temas kurduğunu ifade etti.
“İran’ı bölmek için planlar yapmışlardı. Savaşın dördüncü günü Trump, Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki bazı liderleri aradı. O günün akşamında ben de Sayın Barzani, Sayın Talabani ve Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ı aradım. Ayrıca Irak Başbakanı Sayın Sudani ile de görüştüm,” diyen Arakçi, bu görüşmelerde İran’a yönelik herhangi bir tehdit durumunda karşılık verileceği konusunda uyarılarda bulundu.
Türkiye’nin bu süreçteki rolüne özel bir vurgu yapan Arakçi, Ankara’nın İran’ın parçalanmasına yönelik planların engellenmesinde etkili olduğunu belirtti. “Türkiye bu süreçte çok etkili bir rol oynadı. Hem Amerikalılarla görüştüler hem de bu konuda sağlam bir duruş sergilediler. Bu kolektif çabalar, İran’ı bölme komplosunun başarısız olmasını sağladı,” dedi.
Arakçi, İran’ın eski şahının oğlu Rıza Pehlevi’yi de suçlayarak, onun İsrail ziyareti sırasında İran’ın parçalanması konusunda anlaşma sağladığını öne sürdü. “O küçük kuş, İsrail ziyareti sırasında İran’ın parçalanması konusunda anlaşmış. ‘Kenar bölgeler sizin olsun, merkezde ben şah olayım’ demiş,” ifadelerini kullandı.
Arakçi, Türkiye, Irak merkezi yönetimi ve Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki siyasi aktörlerle yürütülen diplomatik temasların, İran’a karşı hazırlanan planların başarısız olmasında etkili olduğunu vurguladı.
Savaşın bölgesel güvenlik yapısını tamamen değiştirdiğini savunan Arakçi, İran’ın saldırılara verdiği cevabın büyük bir dönüşüm yarattığını ifade etti. “Bölge, bizim tüm stratejik noktaları vuracağımıza ve onların buna cevap veremeyeceğine inanamıyordu. Bu, büyük bir dönüşümdü,” dedi.
Arakçi, savaştan önce İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nde yapılan toplantılarda, ABD ve İsrail’den gelebilecek saldırı senaryolarının detaylı bir şekilde değerlendirildiğini belirtti. En ağır senaryonun Rehberlik makamının hedef alınması olduğunu ifade eden Arakçi, bu durumu “110 Kodu” olarak adlandırdıklarını söyledi.
Rehberlik Ofisi’ne birkaç saniye içinde gerçekleştirilen üç saldırı sonucunda ağır kayıplar yaşandığını belirten Arakçi, savaş sırasında Dışişleri Bakanlığı binasını terk etmediklerini de açıkladı. “Ben ve Dışişleri Bakanlığı yardımcıları savaş sırasında bakanlık binasını terk etmedik,” dedi.
Bölgedeki bir liderin İran’ı askeri saldırıyla tehdit ettiğini anlatan Arakçi, bu tehdit karşısında doğrudan savaş uyarısında bulunduğunu belirtti. “Savaşın sonuna kadar o Arap ülkesini bombaladık,” dedi.
İran’ın petrol ihracatının engellenmesine izin vermeyeceklerini belirten Arakçi, “Biz petrol ihraç edemezsek, bölgedeki hiç kimsenin petrol ihraç etmesi mümkün değildir,” şeklinde konuştu.
Ateşkes kararının daha erken alınması halinde bazı önemli kayıpların yaşanmayacağını ifade eden Arakçi, “On gün önce ateşkes yapmış olsaydık hem Laricani’yi kaybetmezdik hem de Asaluye ve Mübareke Çelik tesisleri zarar görmeden elimizde kalırdı,” dedi.
Arakçi, ABD’nin İran’dan uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını istemesini mantıksız bulduğunu belirtti. “Müzakerelerin savaşa yol açtığını söylemek doğru değildir,” dedi.
Son olarak, ateşkes görüşmelerinin çok ağır güvenlik şartları altında yürütüldüğünü ve toplantıların küçük gruplar halinde gerçekleştirildiğini ifade eden Arakçi, barış ve savaş kararlarının anayasa çerçevesinde alındığını belirtti.
Mücteba Hamaney ile ilgili sorulara da yanıt veren Arakçi, Hamaney’in Rehberlik makamına seçilme ihtimalinin her zaman var olduğunu söyledi. “Ben kendi itibarımı korumak için değil, İslam Cumhuriyeti’nin çıkarlarını korumak için dışişleri bakanıyım,” diyerek sözlerini tamamladı.




