Bir Aile İftarında 43 Kişi Bir Araya Geldi
Ramazan ayında 43 kişilik bir aile iftarı, birlik ve beraberliğin önemini vurguladı.
Ramazan’ın Bereketi ve Aile Bağları
Ramazan, sadece oruç tutulan bir dönem değil, aynı zamanda ailelerin bir araya geldiği, sevgi ve dayanışmanın pekiştiği bir zaman dilimidir. Bu ayda, sofralar bereketle dolarken, aile üyeleri arasında manevi bağlar daha da güçlenir.
43 kişilik bir aile iftarı, kalabalığın yalnızca bir yük değil, aynı zamanda bir güç kaynağı olduğunu gösteren güzel bir örnek teşkil ediyor. Bu tür büyük buluşmalar, ailelerin birlikteliğini ve dayanışmasını pekiştiriyor.
Akşam ezanı yaklaşırken, mutfakta hazırlıklar hızlanıyor, odalarda çocukların neşeli sesleri yankılanıyor. Sofranın etrafında üç nesil bir araya geliyor; 10 çocuk, 3 gelin, 5 damat ve 23 torun, toplamda 43 kişi. Bu kalabalık, bir yük mü, yoksa bereketli bir rahmet mi? Günümüzde sıkça duyduğumuz “Az çocuk, rahat hayat” söylemi, aslında hayatın gerçeklerini yansıtmayabilir. Rahatlık ile bereket her zaman aynı kapıdan girmez.
Nüfus meselesi genellikle ekonomik kaygılar üzerinden ele alınsa da, bu durum yalnızca geçim kaygısına indirgenemez. Ailede çocuk sayısının artması, beraberinde birçok olumlu durumu getirir. İş bölümü doğal bir dengeye oturur, büyükler küçükler için örnek olur ve sorumluluklar paylaşılır. Aile içindeki yardımlaşma, güçlü bir dayanışma ruhu oluşturur.
Kalabalık aileler, kendi içlerinde küçük topluluklar gibidir. Burada adalet, sabır ve merhamet gibi değerler günlük yaşamda öğretilir. Çocuklar, kardeşleriyle birlikte büyürken paylaşmayı öğrenir ve haklarını ararken sınırlarını da bilirler. Azlık bazen konfor sağlarken, çokluk genellikle güç getirir.
İlk üç çocuğumun kız olması, aile yapımızı güçlendirdi. Kız evlatlar, birçok ailede sevgi ve düzenin sessiz taşıyıcılarıdır. Küçük kardeşlerine rehberlik ederken, anneye de destek olurlar. Bu durum, ailede sağlam bir eğitim temelinin oluşmasına katkı sağlar. Eğitim sadece okulda değil, evin sıcaklığında ve sofranın bereketinde de gerçekleşir.
“İlk üç çocuğumdan sonra zengin oldum” ifadesi, yalnızca maddi artışı değil, aynı zamanda sorumluluk ve disiplinin dönüşümünü de anlatır. Aile büyüdükçe, insanlar daha çok çalışmaya ve zamanın kıymetini anlamaya başlar. Ailedeki genişleme, emek ve bereketin artmasına yol açar.
Rızık yalnızca maddi kazanç değildir; sağlık, itibar, hayırlı evlatlar ve huzurlu bir iftar sofrası da rızık sayılır. Kalabalık bir sofrada duyulan sevinç, hiçbir maddi değerle ölçülemez. Aile, tek bir bireyin çabasıyla ayakta duramaz; güven, sabır ve ortak hedefler gereklidir. Eşlerin birbirine olan sadakati, ailenin en sağlam temeli oluşturur.
Güçlü toplumlar, güçlü ailelerden doğar. Nüfus, sadece bir rakam değil, geleceğin kendisidir. Genç nüfus, üretkenlik, emek ve kültürün canlı taşıyıcısıdır. Ailelerin küçülmesi, toplumun yalnızlaşmasına yol açar; toplum yalnızlaştıkça dayanma gücü zayıflar.
43 kişilik bu iftar sofrası, sabrın, paylaşmanın ve şükrün en güzel örneklerini sunar. Torunların neşesi, dedenin duasıyla birleştiğinde gerçek bereket ortaya çıkar. Kalabalık bir sofradaki basit bir tas çorba, en zengin yemeklerden daha değerlidir. Çünkü burada yalnızca mideniz değil, gönlünüz de doyar.
Sonuç olarak, nüfus kalabalığı, doğru eğitim ve eş birliğiyle birleştiğinde yük olmaktan çıkar, bereket ve kuvvet haline gelir. Bereket, niyet ve samimi gayretle şekillenir. Ancak sayı, gayreti artırır ve insanı olgunlaştırır. Bir aile sofrasında 43 kişi, sadece bir rakam değil, aynı zamanda yaşanmış bir hayat dersidir. Kervanımızı büyütecek iki evladımız daha var; onların yuva kurmasıyla birlikte bu sayı inşallah 50’yi aşacak. Sofra belki daha da genişleyecek, ama asıl genişlik gönüllerdeki birlik ve muhabbettir. Ramazan’ın gerçek bereketi belki de burada saklıdır.
Ahmet Ziya İbrahimoğlu
İSLAMİ HABER “MİRAT”




