Babülmendep Boğazı gemi geçişleri için daha güvenli
Yemen yönetimi, Muha Limanı’nın kontrol altına alınmasının ardından Babülmendep Boğazı’nda uluslararası gemi geçişlerinin daha güvenli hale geldiğini açıkladı.
Yemen yönetimi, Suudi güçlerinin ülkenin batı kıyılarındaki girişimlerinin geri püskürtülmesi ve stratejik Muha Limanı’nın kontrol altına alınmasının ardından Babülmendep Boğazı’nda gemi geçişlerinin daha güvenli hale geldiğini duyurdu. Sana yönetimi, uluslararası deniz seyrüseferinin güvenliğiyle ilgili tüm yükümlülüklere bağlı olduğunu bildirdi.
Yemenli yetkililer, ülkenin toprakları, kıyıları ve karasuları üzerindeki egemenliğini yeniden tesis etmesinin küresel ticarete tehdit oluşturmadığını savundu. Açıklamalarda, Yemen’in kontrolündeki suların aksine daha güvenli bir seyir ortamı sağlayacağı öne sürüldü.
Bu değerlendirmeler, Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin Kızıldeniz kıyısında bulunan Muha Limanı’nda kontrolü sağlamasının ardından geldi. Babülmendep Boğazı’nın yaklaşık 60 ila 75 kilometre kuzeyinde yer alan liman, bölgedeki deniz trafiği, ticari sevkiyat ve askeri konumu açısından stratejik önem taşıyor.
Yemen yönetiminden seyrüsefer güvenliği vurgusu
Sana yönetimi, Kızıldeniz ile Babülmendep’in kaos bölgesi olmadığını belirterek, deniz seyrüseferi güvenliğinin siyasi propaganda veya dış vesayet üzerinden sağlanamayacağını ifade etti. Yetkililer, güvenliğin tesisi için Yemen’in egemenliğine saygı gösterilmesi, askeri operasyonların sona erdirilmesi ve ablukanın kaldırılması gerektiğini kaydetti.
Yüksek Siyasi Konsey Başkanı Mehdî el-Meşşât, Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin disiplinli hareket ettiğini ve belirli kurallara bağlı kaldığını söyledi. Meşşât, deniz ulaşımı açısından temel riskin Suudi Arabistan’ın askeri tırmanışı olduğunu öne sürerek uluslararası topluma saldırıların durdurulması ve ablukanın kaldırılması için Riyad’a baskı yapma çağrısında bulundu.
Yüksek Siyasi Konsey, Değişim ve İmar Hükümeti ile Ulusal Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Abdüsselam da Babülmendep Boğazı ve Aden Körfezi’ndeki ticari deniz trafiğinin düzenli biçimde sürdüğünü savundu. Abdüsselam, operasyonların savunma amaçlı ve belirli hedeflerle sınırlı olduğunu, amaçlarının Suudi ablukasını sona erdirmek ve saldırıları durdurmak olduğunu belirtti. Açıklamada, diğer ülkelere ait gemilerin hedef alınmadığı ifade edildi.
Yemen Dışişleri Bakanlığı, uluslararası deniz ulaşımının tehdit altında olduğu yönündeki açıklamaların gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü. Bakanlık, Kızıldeniz’deki misilleme adımlarının Sana-Riyad yol haritasındaki tıkanma ve Yemen altyapısına yönelik saldırıların devam etmesi üzerine atıldığını, gelişmeler hakkında Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşların önceden bilgilendirildiğini bildirdi.
Yüksek Siyasi Konsey Üyesi Abdulaziz bin Habtur ise milli egemenliğin tesis edilmesini Yemen’in meşru hakkı olarak nitelendirdi. Bin Habtur, İngiltere’nin talebiyle yapılması beklenen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplantısının Yemen’in meşru müdafaa hakkını hedef almak yerine krizin temel nedenlerine ve ablukanın kaldırılmasına odaklanması gerektiğini söyledi.
Yemenli yetkililerden abluka açıklaması
Ensarullah Siyasi Büro Üyesi Dayfullah eş-Şami, Suudi Arabistan’ın batı kıyısında kapsamlı bir savaş başlatarak Ensarullah ve Yemen ordusunu uluslararası deniz ulaşımı için tehdit gibi göstermeye çalıştığını iddia etti. Şami, Çin, Türkiye ve Pakistan gibi ülkelere ait ticari gemilerin Babülmendep Boğazı’ndan güvenli biçimde geçmesinin bu iddiaları geçersiz kıldığını savundu.
Şami, abluka ve hedef alma uygulamalarının yalnızca Suudi tarafına ait gemilerle sınırlı olduğunu belirtti. Suudi Arabistan’ın ülke içindeki saldırılarda aldığı darbelerin yol açtığı askeri ve ekonomik krizi gizlemek için seyrüsefer güvenliği söylemini kullandığını öne sürdü.
Yemenli yetkili, Filistin’e destek amacıyla İsrail’e karşı uygulanan yaklaşık iki yıllık deniz ablukası sırasında da Kızıldeniz ve Babülmendep’teki ticari trafiğin sürdüğünü hatırlattı. Operasyonların hassas biçimde yürütüldüğünü ve diğer gemilerin zarar görmemesi için dikkat edildiğini ifade etti.
Suudi güçlerinin batı kıyısından uzaklaştırılmasının ardından deniz ulaşımının daha güvenli olacağını savunan Şami, Suudi gemilerine yönelik uygulamaların başka ülkelerin gemilerini etkilemeyeceğini söyledi.
Şami ayrıca, Kızıldeniz’in “seyrüsefer güvenliği” gerekçesiyle askerileştirilmesine ve yabancı güçlerin bölgeye çekilmesine tepki gösterdi. Yemenli yetkili, Yemen’in egemenliğinin göz ardı edildiğini, buna karşılık bölgedeki Amerikan ve Batılı askeri varlığın sessizlikle karşılandığını belirtti. İsrail’in Somali’den ayrılan özerk Somaliland bölgesinin kıyılarında konuşlanma girişimini örnek gösteren Şami, bu gelişmenin Yemen’in ve Arap coğrafyasının güvenliği açısından tehdit oluşturduğunu ileri sürdü.




