Galibaf: ABD, Ateşkesin Üç Maddesini İhlal Etti
İran Meclis Başkanı Galibaf, ABD’nin müzakereler başlamadan ateşkesin üç maddesini ihlal ettiğini duyurdu.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, ABD’nin müzakerelerin daha başlamadan ateşkesin üç önemli maddesini ihlal ettiğini duyurdu. Galibaf, mevcut durumun ateşkese devam etmenin ya da müzakere masasına oturmanın ‘mantıksız’ olduğunu vurguladı.
8 Nisan 2026 tarihinde X (eski adıyla Twitter) üzerinden bir açıklama yapan Galibaf, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın sunduğu 10 maddelik öneriyi ‘müzakereler için uygulanabilir bir zemin’ olarak nitelendirmesine rağmen, ABD’nin taahhütlerini yerine getirmediğini belirtti.
Galibaf, İran’ın Washington’a karşı beslediği tarihsel güvensizliğin bu tür tutumlardan kaynaklandığını ifade ederek, ABD’nin ateşkes sürecinde ihlal ettiği üç ana maddeyi sıraladı.
Lübnan’daki Ateşkesin İhlali: Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in ateşkesin Lübnan’ı da kapsadığını açıklamasına rağmen, İsrail’in ABD desteğiyle Lübnan’a yönelik saldırılarına devam etmesi.
Hava Sahasının İhlali: Hava sahası ihlalleriyle ilgili yasakların açıkça çiğnenmesi. Galibaf, bir casus insansız hava aracının (İHA) İran hava sahasına girdiğini ve Fars eyaletine bağlı Lar kentinde düşürüldüğünü bildirdi.
Uranyum Zenginleştirme Hakkının Reddedilmesi: Anlaşma taslağının altıncı maddesinde yer alan İran’ın uranyum zenginleştirme hakkının ABD tarafından reddedilmesi.
Beyaz Saray ile 10 Maddelik Plan Arasındaki Uyuşmazlık
Galibaf’ın bu sert açıklaması, Beyaz Saray’dan gelen dikkat çekici bir açıklamanın hemen ardından geldi. Beyaz Saray, saatler önce yaptığı açıklamada, İran medyasında yayımlanan 10 maddelik planın, Washington’un onayladığı mutabakat metniyle uyuşmadığını resmen duyurdu.
Tahran yönetimi, müzakerelerde uranyum zenginleştirme faaliyetlerine devam etmeyi ve petrol koridoru olan Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü elinde tutmayı talep ediyor. Buna karşın Washington, nükleer tesislerin ve materyallerin tasfiye edilmesinde ısrar ediyor ve Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin her iki ülkenin ortaklığıyla yürütülmesi gerektiğini savunuyor.




