ABD hegemonyası: Orta Doğu’da dönem sona yaklaşıyor
The Economist, ABD hegemonyası döneminin Orta Doğu’da sona yaklaştığını yazdı. İran, Türkiye ve İsrail’in bölgesel rekabette öne çıkabileceği belirtildi.
İngiliz The Economist dergisi, ABD’nin Orta Doğu’daki uzun süreli hakimiyetinin sona yaklaşabileceğini belirtti. Analizde, Washington’ın onlarca yıl boyunca savaşlar ve askeri operasyonlarla şekillendirmeye çalıştığı bölgedeki etkisinin artık sınırlarına ulaştığı değerlendirildi.
Dergi, ABD’nin bölgedeki rolünün zayıfladığına işaret eden iki gelişmeye dikkat çekti. Bunlardan ilki, Washington’ın Yemen’deki Ensarullah Hareketi ile Amerikan gemilerinin hedef alınmaması konusunda anlaşmaya varması oldu. İkinci gelişme ise ABD’nin Orta Doğu’daki askeri varlığını azaltabileceği yönündeki beklentiler olarak gösterildi.
The Economist, bir süper gücün “isyancı bir grupla” anlaşma yapmasının, ABD’nin bölgedeki taahhütlerini azaltma arzusuna işaret ettiği yorumunu yaptı.
Analize göre Washington’ın önceliklerindeki değişim, bu sürecin temel nedenleri arasında yer alıyor. ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Kuzey ve Güney Amerika’daki nüfuzunu artırmaya ve Çin’le rekabete hazırlanmaya odaklandığı belirtildi. Orta Doğu’daki savaşların Amerikan silah stoklarını tükettiği ve ABD güçlerini Asya’dan uzaklaştırdığı ifade edilerek, mevcut çatışmaların Washington’ın yeni hedefleriyle örtüşmediği savunuldu.
The Economist, barış dönemlerinde ABD’nin Orta Doğu’da yaklaşık 30 bin ila 40 bin asker bulundurduğunu ve bu personelin 19 üs ile tesiste konuşlandığını aktardı. Bölgedeki savaşların, Amerikan güçlerinin insansız hava araçları ve düşük maliyetli füzelere karşı ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyduğu değerlendirmesine yer verildi.
ABD’nin bölgedeki rolünü azaltmasının, oluşabilecek güç boşluğunu doldurmaya çalışan üç aktörü öne çıkarabileceği belirtildi: İran, Türkiye ve İsrail. Dergiye göre İran, Hürmüz Boğazı ve Körfez ülkeleri üzerindeki etkisini artırmaya yönelebilir.
Türkiye’nin ise Arap ülkeleriyle ilişkilerini geliştirdiği ve Suriye’deki yeni yönetimin başlıca destekçileri arasında bulunduğu ifade edildi. Ankara’nın Irak’la ticaret yolları, su kaynakları ve Kürt ayrılıkçılığına karşı mücadele gibi başlıklarda iş birliği yaptığı, ayrıca Pakistan ve Suudi Arabistan’la güvenlik anlaşmaları imzaladığı kaydedildi.
İsrail, The Economist tarafından bölgenin askeri ve istihbarat bakımından en güçlü aktörü olarak tanımlandı. Dergi, 7 Ekim 2023 sonrasında İsrail’in kendisini tehdit oluşturabilecek kapasitelere karşı mücadele eden bir güç olarak konumlandırdığını ve Birleşik Arap Emirlikleri’yle ilişkilerini ilerlettiğini yazdı.
Analizde, ABD’nin bölgedeki etkisini azaltması halinde en fazla zarar görebilecek kesimin Arap ülkeleri olacağı ileri sürüldü. Irak ve Suriye’nin iç savaşların ardından toparlanmaya çalıştığı, Mısır’ın ise kendi iç sorunlarıyla mücadele ettiği belirtildi.
Körfez monarşilerinin ekonomik büyümeyi merkeze alan bir kalkınma gündemi izlediği, ancak güvenlik politikalarında büyük ölçüde ABD güvencelerine dayandığı ifade edildi. The Economist’e göre ABD hegemonyası gerilerken İran, Türkiye ve İsrail arasındaki rekabet daha görünür hale gelebilir. Dergi, bu üç aktörün bölgesel nüfuz mücadelesinin barışçıl biçimde ilerleyeceğinin garanti olmadığını vurguladı.




