İstanbul’daki Hastanede Bebeklerin Ölümü Üzerine Soruşturma Sonuçlandı

İstanbul’daki hastanede yaşanan bebek ölümleriyle ilgili soruşturma sonuçlandı, kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

İstanbul’da Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi’nde, yenidoğan yoğun bakım ünitesinin koridorundaki asma tavanda meydana gelen sıcak su tesisatının patlaması sonucu yaşanan kısmi çökme olayında, kuvözde bulunan iki bebeğin hayatını kaybetmesi üzerine başlatılan soruşturma sonuçlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

Savcılığın takipsizlik kararında, 4 Ağustos 2024 tarihinde hastanenin yoğun bakım ünitesindeki sıcak su borusunun patlaması nedeniyle tavanın çöktüğü kaydedildi. Olay sonrası, kuvözde bulunan bebeklerin güvenli bir alana tahliye edildiği, ancak bu süreçte bebeklerden biri olan Şentürk’ün tedavi sürecinin devam ederken vefat ettiği belirtildi.

Olay yeri tespit tutanağında, sıcak su borusunun patladığı ve boruların plastik malzemeden yapıldığı ifade edildi. Patlama sonrası koridor üzerindeki alçıpan tavanın çöktüğü, hayatını kaybeden bebeğin bulunduğu odanın, patlayan borunun yaklaşık 3-4 metre gerisinde yer aldığı ve odanın kapısının açılır kapanır durumda olduğu belirtildi.

Kararda, kuvözdeki bebeklerin başka bir odada bulunduğu ve bu odanın da açılır kapanır kapıyla ayrıldığı, duvarların alçıpan malzemeden yapıldığı, duvarlarda ve tavanda su veya nem izine rastlanmadığı ifade edildi. Bilirkişi raporunda, sıcak su borusundan daha önce de su sızdığına dair bilgi verildiği, ancak tesisatta gerekli onarımın yapılmadığı vurgulandı.

Raporda, boru bağlantısının incelenmesi sırasında yeterli ısının sağlanamadığı ve zamanla sıcak suyun basıncına maruz kalmasıyla sızıntı meydana geldiği belirtildi. Olayın gelişiminde, tesisatı hatalı yapan yüklenicinin ve hastanenin teknik personelinin kusurlu olduğu ifade edildi.

Takipsizlik kararında, kuvözdeki bebeklerin ölümüne ilişkin düzenlenen adli belgeler ve otopsi raporları değerlendirildi. Bebek Şentürk’ün dış muayenesinde sıcak su yanığı veya travmatik değişim bulunmadığı, iç muayenede ise kafa travması ve iç organ yaralanmalarının tespit edilmediği aktarıldı. Bu durum, bebeğin ölümünün travmatik bir etkiyle gerçekleşmediğini gösterdi.

Otopsi sırasında alınan doku örneklerinde tedaviye yönelik ilaç etken maddeleri tespit edildiği, ancak bu maddelerin toksik düzeyde olmadığı belirtildi. Şentürk bebeğin ölümünün, erken doğuma bağlı solunum yetmezliği ve akciğer enfeksiyonu gibi komplikasyonlar sonucu meydana geldiği vurgulandı. Ayrıca, yeni doğan yoğun bakım ünitesindeki boruların patlaması ile bebeğin ölümü arasında doğrudan bir bağlantı olmadığı ifade edildi.

Benzer bir değerlendirme, diğer bebek U.E.Ç. için de yapıldı. U.E.Ç.’nin ölümüne dair de zehirlenme veya travmatik bir etki olduğuna dair tıbbi delil bulunmadığı belirtildi. U.E.Ç.’nin ölümünün de erken doğuma bağlı solunum yetmezliği ve gelişim geriliği gibi nedenlerle gerçekleştiği kaydedildi.

Sonuç olarak, tüm bu değerlendirmeler ışığında, soruşturma kapsamında üçüncü şahıslara yönelik bir kusur tespit edilmediği ve bebeklerin ölümlerinin doğal sebeplerle gerçekleştiği sonucuna varıldı. Bu nedenle, kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu