Rıza Pehlevî’nin Trajikomik Siyasi Performansı
Rıza Pehlevî’nin ABD ile ilişkileri ve İran’daki durumu üzerine eleştiriler.
Taha Kılınç / Yeni Şafak
Palyaçonun Acıklı Performansı
İran ile İsrail ve ABD arasındaki gerginlik sürerken, devrik Şah Muhammed Rıza Pehlevî’nin oğlu Rıza Pehlevî, çeşitli platformlarda Amerikalılara kendini beğendirmeye çalışıyor. Son olarak Teksas’ta düzenlenen bir etkinlikte konuşan Pehlevî, ABD Başkanı Donald Trump’a İran ile anlaşmak yerine rejim değişikliği yönünde baskı yapması gerektiğini söyledi. Ancak izleyici kitlesinden beklediği alkışı alamadığı açıkça görülüyordu. Pehlevî’nin, “Amerika’ya Ölüm sloganlarından Tanrı Amerika’yı Korusun noktasına geçtiğimizi düşünebiliyor musunuz?” şeklindeki ifadeleri de zayıf bir tepkiyle karşılandı. Tribünlerdeki destekçilerinin “Kralımız çok yaşa!” sloganları ise adeta bir komedi sahnesini andırıyordu.
Tarih boyunca, ülkesini işgal etmek isteyen güçlerle iş birliği yapmaya çalışan birçok politik figür olmuştur. Ancak Rıza Pehlevî’nin durumu, utanç verici bir seviyeye işaret ediyor. Trump’ın, “Hoş bir insana benziyor, ancak İran halkı nezdinde güçlü bir desteği yok. Ben içeriden, daha uygun bir ismin [yönetime aday] olması gerektiğini düşünüyorum.” şeklindeki açıklaması, Pehlevî’nin durumunu daha da trajik hale getiriyor. Bu duruma rağmen kendisini pazarlamaya devam etmesi, psikolojik bir rahatsızlık belirtisi olarak değerlendirilebilir.
Mevcut gerilimin bir sonucu olarak, İran rejimi zayıflamak bir yana, daha da güçlenmiş durumda. Hamaney ve diğer üst düzey isimlerin ardı ardına öldürülmesi, Şiî inancının “ölüm kültü”nü besleyerek halkın rejime olan bağlılığını artırdı. Her bir “aziz kurban”, halkın zihninde Kerbelâ’ya kadar uzanan bir duygu zinciri oluşturdu. Görünen o ki, Amerikan ve İsrail yönetimlerinin, Şiî inancının İranlıların siyasi yönelimlerini nasıl etkilediği konusunda hiçbir fikirleri yok. Rıza Pehlevî de, Hristiyan ve Yahudi efendileriyle aynı noktada durarak bu durumu pekiştiriyor.
Rıza Pehlevî’nin bir diğer komik yanı, ailesinin İran halkı için ne anlama geldiğini düşünmemesi. 1925’ten 1979’a kadar İran’ı yöneten Pehlevî hanedanı, yolsuzluğun ve fesadın simgesi olarak anılıyor. Hanedanın kurucusu Rıza Şah’ın, 1934’teki Türkiye ziyareti sonrasında başlattığı zorla Batılılaştırma çabaları hala nefretle hatırlanıyor. O dönemde, dağ köylerinde bile kız çocuklarının başörtülerinin zorla açılması ve fötr şapka giydirilmesi gibi trajik görüntüler mevcut.
İran, bugünkü “molla rejimi”ne bir gecede gelmedi. On yıllar boyunca, halkı baskı altında tutan, ülkenin kaynaklarını kendi çıkarları için harcayan ve petrol gelirleriyle Batılı silah tüccarlarını zengin eden bir Amerikancı diktatörlük dönemi yaşandı. Millî şuurları yüksek olan İranlıların, 1979’da ülkeden kovdukları bir şahın oğlunu yeniden başlarında görmek isteyeceklerini düşünmek, ancak Ortadoğu tarihi hakkında bilgisiz olmakla mümkün.
Rıza Pehlevî, babası Muhammed Rıza Pehlevî’den daha alt bir konumda, onun ulaştığı gücün çok altında kalacak bir figür olarak tarihin unutulmuş sayfalarına karışacak. O zamana kadar, siyasî magazin haberlerinin basit bir malzemesi olmaktan öteye geçemeyecek.




