İmam Gazali’nin Aklın Kısımları Üzerine Düşünceleri

İmam Gazali, aklı içgüdüsel ve kazanımsal olarak ikiye ayırarak, teorik ve pratik akıl üzerine derinlemesine düşünceler sunmuştur.

İmam Gazali, aklı çeşitli kategorilere ayırarak içgüdüsel, kazanımsal, teorik ve pratik akıl gibi sınıflandırmalar üzerinde durmuştur. Bu konudaki görüşleri, öncelikle Farabi’den etkilenmiş olsa da, Gazali’nin bu konudaki özgün yorumları dikkat çekmektedir.

Gazali, “Mizanu’l-Amel” adlı eserinde aklı içgüdüsel ve kazanımsal olarak iki gruba ayırmıştır. İçgüdüsel akıl, bilginin kabul edilme yeteneği olarak tanımlanırken, kazanımsal akıl, bilgi edinme süreciyle elde edilen bir güç olarak görülmektedir. Bu görüşünü desteklemek için İmam Ali’ye ait bir şiire yer vermiştir:

Gördüm aklı iki şekilde
Matbu ve mesmu olarak
Fayda etmez mesmu
Matbu olmayınca
Nasıl ki fayda etmez güneş
Olmayınca gözün görme gücü.

Gazali, insan aklının iki farklı yönü olduğuna inanır. Bunlardan biri teorik akıl olup, yüksek düşünce ve ilimlerin kaynağıdır. Bu bağlamda, aklın ilahi vahiy ile ilişkisinin önemini vurgulamaktadır. Kuran-ı Kerim’de de belirtildiği gibi, Allah insanlara ancak vahiy yoluyla bilgi vermektedir.

Diğer yandan, ameli akıl, insanın eylemleriyle ilgili bilgiyi ifade eder ve bu tür bir akıl, insanın eylemlerini yönlendiren bir güç olarak tanımlanır. Gazali, ameli aklı teorik aklın hizmetinde bir araç olarak görmektedir. “Mekasidu’l-Felasife” eserinde de insan nefsini iki kısma ayırarak, teorik ve pratik akıl arasındaki ilişkiyi incelemiştir.

Gazali, teorik aklı çeşitli mertebelere ayırmıştır. Bu mertebeler arasında heyulani (hayali) akıl, bilmeleke (kabiliyet) akıl, bilfiil (eylemli) akıl ve müstefad (yararlanılan) akıl bulunmaktadır. Heyulani akıl, henüz makul şeyleri kabule hazır olmayan bir zihin durumunu ifade ederken, bilmeleke akıl, zaruri öncüllerle oluşan bir anlayış düzeyini temsil eder. Bilfiil akıl, bu öncülleri elinde bulundurarak kazanımsal makullere ulaşan bir aşamadır. Müstefad akıl ise, bu makullerin eylem aşamasına geçişini ifade eder.

Gazali, müstefad aklın en yüksek mertebesinin, varlık hakikatlerinin en kısa sürede keşfedildiği İslam peygamberi Hz. Muhammed’e ait olduğunu belirtmektedir. Ayrıca, peygamberlerin ilim kazanma kaynağını içgüdü olarak tanımlamış ve bu içgüdünün ilahi bir özellik taşıdığını vurgulamıştır. Ancak, Gazali’nin bu konudaki görüşleri zaman zaman çelişkili bir yapıda görünmektedir. Nübüvvet ilmini bazen akıl sınıfında, bazen de içgüdü sınıfında değerlendirmesi, onun düşüncelerindeki tutarsızlıkları ortaya koymaktadır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu