Hürmüz Boğazı, Amerika’nın Geleceğini Tehdit Ediyor
Ray Dalio, Hürmüz Boğazı’nın Amerika’nın süper güç konumunu tehdit edebileceğini vurguluyor.
Hürmüz Boğazı, Amerika’nın geleceğini tehdit ediyor.
İmparatorlukların tarihsel döngülerini inceleyen araştırmacı Ray Dalio, 20 Mart’ta yayımladığı makalede, Amerika’nın Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetini kaybetmesinin, 1956 yılında Britanya’nın Süveyş Kanalı’nı kaybetmesine benzer bir dönüm noktası olabileceğini ifade etti.
Bu durumu daha iyi anlayabilmek için 1956 yılına geri dönmek gerekiyor. O yıl, Britanya’nın iki yüzyıl boyunca sürdürdüğü süper güç konumunu kaybetmesine neden olan olaylar yaşandı. Süveyş Kanalı, dünya ticaretinin önemli bir parçasıydı ve bu kanala sahip olan, ticaret üzerinde de büyük bir etkiye sahipti. Mısır, kanalı millileştirdiğinde Britanya, “Ya kanalı açarsınız ya da müdahale ederiz” diyerek tehditte bulundu. Ancak Mısır geri adım atmadı ve Britanya, Fransa ve İsrail ile birlikte askeri bir müdahaleye girişti. Fakat beklenmedik bir şekilde Amerika, Sovyetler ve Birleşmiş Milletler bu duruma müdahale etti ve Britanya geri çekilmek zorunda kaldı. Bu olay, Britanya’nın artık bir süper güç olmadığını tüm dünyaya gösterdi.
Britanya’nın çöküşü, sadece bir kanalın kaybı ile sınırlı kalmadı. Ülkede güven kaybı yaşandı, müttefikler uzaklaştı ve sermaye kaçışı başladı. Yirmi yıl içinde Britanya, sıradan bir devlet haline geldi. Ray Dalio, günümüzde benzer bir durumun Amerika için de geçerli olabileceğini savunuyor.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20’sinin geçtiği kritik bir noktadır. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Irak petrolü bu boğazdan ihraç edilmektedir. Eğer bu boğaz kapatılırsa, petrol fiyatları fırlayacak, küresel ekonomi sarsılacak ve Avrupa enerji krizine girecektir. Ayrıca Asya’daki sanayi de büyük bir darbe alacaktır. Dalio, İran’ın şu anda tam olarak böyle bir durum yarattığını belirtiyor. Eğer Amerika bu geçidi açamazsa, dünya dengeleri değişecektir.
Dalio, beş yüz yıllık tarih boyunca büyük imparatorlukların yükseliş ve çöküşünü inceledi ve bu süreçlerin her zaman benzer bir şekilde geliştiğini tespit etti. Süper güç, deniz yollarına ve para sistemine hakimdir; herkes ona güvenir. Ancak daha küçük bir güç, kritik bir ticaret hattında bu süper güce meydan okuduğunda, süper güç ya müdahale eder ya da geri çekilir. Eğer müdahale edemezse, güven kaybı yaşanır ve müttefikler uzaklaşır.
Amerika’nın borç durumu 38 trilyon dolara ulaşmış durumda ve yıllık faiz ödemeleri 1 trilyon doları geçiyor. Bu durum, ülkedeki ekonomik istikrarı tehdit ediyor. Amerika, Vietnam’da kaybetti, Afganistan’dan çekildi ve Irak’ta uzun süre kalarak büyük bir karmaşa bıraktı. Şimdi İran ile karşı karşıya. Trump, İran’ın mayın döşemesi durumunda askeri müdahale tehdidinde bulunuyor. Ancak Dalio, birçok ülkede üst düzey siyasetçilerin, Trump’ın güçlü konuştuğunu ama gerçekten savaşabilir mi sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.
Dalio’nun en önemli tespiti, savaşta acıya tahammül gücünün, zarar verme gücünden daha belirleyici olduğudur. İran, savaşı uzatmaya çalışıyor ve Amerikan toplumunun uzun süreli savaşlara tahammülünün sınırlı olduğunu düşünüyor. Bu durum, Amerika’nın geri çekilmesine yol açabilir. İran için bu mücadele, varlık ve intikam meselesidir; Amerika için ise petrol fiyatları ve iç politikalar daha ön plandadır. Bu dengesizlik, Dalio’yu endişelendiriyor.
Dalio’ya göre, bir uzlaşma mümkün değil. Hürmüz Boğazı’nın kimin elinde olacağına bakılmaksızın, önümüzdeki dönem daha zorlu geçecektir. İran, ABD ile bağlantılı tüm petrol ve enerji tesislerini hedef alacaklarını duyurdu. Dalio, bu savaşın sonucunun sadece Orta Doğu’yu değil, tüm dünyayı şekillendireceğini vurguluyor. Eğer Amerika kazanırsa, dolara olan güven artacak, müttefikler yakınlaşacak ve Amerikan nüfuzu güçlenecektir. Ancak Amerika kaybederse, dolar değer kaybedecek, tahviller satılacak ve BRICS ülkeleri güç kazanacaktır. Dalio, para ve gücün her zaman galibe yöneldiğini ve mağlubu terk ettiğini ifade ediyor.
Sonuç olarak, Ray Dalio, Hürmüz Boğazı’nın Amerika için son bir imtihan olduğunu belirtiyor. Eğer Amerika kazanırsa, hakimiyetini sürdürecek; kaybederse, 1956 Britanya senaryosu yaşanacak. Dolar zayıflayacak, altın yükselecek ve Amerikan devri sona erecektir. Beş yüz yıllık tarih, imparatorlukların hayati ticaret yollarını kaybettiklerinde çöktüğünü gösteriyor. Şimdi ise Amerika’nın sırası mı geldi? Cevap, Hürmüz Boğazı’ndadır.




