ABD’nin İran Stratejisi: Askeri Hazırlıklar ve Uyarılar

ABD’nin İran’a yönelik askeri hazırlıkları ve iç çatlaklar üzerine yapılan analizler, stratejik planların zorluklarını gözler önüne seriyor.

New York Times’ın son analizine göre, Trump yönetimi İran’a yönelik askeri hazırlıklarını ve içindeki derin çatlakları gözler önüne seriyor. Nükleer tesislere yönelik saldırılardan rejim değişikliğine kadar geniş bir yelpazeye yayılan planlar mevcut olsa da, mühimmat eksikliği ve misilleme korkusu Beyaz Saray’ın elini zayıflatıyor.

ABD-İran gerilimi, nükleer müzakerelerin gölgesinden sıyrılarak doğrudan bir sıcak çatışma olasılığına yönelmiş durumda. NYT muhabirleri Julian E. Barnes ve Eric Schmitt, Trump’ın ‘masaya oturtma’ stratejisinin ne kadar ileri gidebileceğini detaylandırıyor.

Birinci senaryo, geniş çaplı bir savaşa girmeden İran’ın kritik noktalarına yönelik sınırlı ve hedefe yönelik bir saldırıyı öngörüyor. Bu plan, özellikle nükleer tesisler ve füze stoklarının nokta atışı operasyonlarla hedef alınmasını içeriyor. Buradaki temel amaç, İran’ın askeri kapasitesini etkisiz hale getirerek Tahran yönetimini savunmasız bırakmak ve onları nükleer programdan vazgeçirecek bir müzakere masasına oturmaya zorlamak.

İkinci senaryo ise, eğer cerrahi müdahale beklenen sonucu vermezse devreye girecek daha sert bir plan olarak öne çıkıyor. Bu seçenek, sadece askeri tesisleri değil, İran’ın siyasi yapısını hedef alan uzun süreli bombardımanları içeriyor. Nihai hedef, İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’i ve mevcut yönetimi iktidardan indirmek, yani İran rejimini tamamen çökerterek bölgede yeni bir siyasi düzen inşa etmek.

Ancak, Pentagon’un askeri kanadı, sahadaki lojistik sıkıntılar konusunda alarm veriyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine, ‘Durum Odası’nda yaptığı açıklamalarda, Amerikan ordusunun uzun süreli bir yıpratma savaşına hazır olmadığını belirtiyor. Caine, ‘Bölgedeki yığınağımıza rağmen, mühimmat stoklarımız ve kuvvet yapımız olası bir saldırı kampanyasını en fazla 7 ila 10 gün sürdürebilir. Bu süreden sonra cephanemiz biter ve askerlerimiz açık hedef haline gelir,’ ifadelerini kullanıyor.

Misilleme korkusu da dikkat çekiyor. Emekli Tümgeneral Paul D. Eaton, bölgedeki Amerikan üslerinin, İsrail’in sahip olduğu gelişmiş hava savunma sistemleriyle aynı düzeyde korunmadığını belirterek, olası bir saldırıda Amerikan üslerine yöneltilen füzelerin savunma sistemleri tarafından engellenemeyeceğini vurguluyor.

İstihbarat dünyası ise askeri bir hamlenin ‘ters tepme’ riskine odaklanmış durumda. Eski CIA yetkilisi Joseph Zacks, saldırının İran’ı masaya getirmek yerine, ülkenin nükleer silaha daha hızlı yönelmesine neden olabileceğini ifade ediyor. Hamaney’in ‘DNA’sında taviz yok’ sözü, bu durumu özetlerken, istihbarat analistleri, ABD’nin ne kadar çok vurursa, İran’ın ‘en iyi savunma saldırıdır’ anlayışıyla nükleer bombayı tek kurtuluş yolu olarak göreceğini belirtiyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu