Dünya İran’a Yönelirken Erdoğan Muhalefeti Zayıflatıyor

Telegraph’ın analizine göre, Erdoğan, uluslararası dikkat İran’a yönelirken muhalefeti etkisizleştirmeye çalışıyor.

İngiliz Telegraph gazetesinde yayınlanan bir analiz, dünya genelinde dikkatlerin İran ve Orta Doğu’daki gelişmelere yoğunlaştığı bir dönemde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’deki muhalefet üzerindeki baskıları artırdığına dikkat çekiyor.

Sophia Yan imzasıyla kaleme alınan yazıda, uluslararası durumun Erdoğan’a hem iç hem de dış politikada önemli fırsatlar sunduğu ifade ediliyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in mahkeme kararıyla görevden alınmasının ardından yaşanan gelişmeler, Türkiye’deki demokratik alanın giderek daraldığını gösteren bir örnek olarak sunuluyor.

Analizde, CHP Genel Merkezi önünde gerçekleşen polis müdahalesi detaylı bir şekilde aktarılıyor. Güvenlik güçlerinin parti binasına yönelik operasyonu ve göz yaşartıcı gaz kullanımı, Özgür Özel’in görevden alınmasına karşı direniş gösterdiği anlarla birlikte ele alınıyor. Yazara göre, İsrail-İran çatışması ve bölgedeki güvenlik krizleri dünya kamuoyunun dikkatini başka yönlere çekerken, Erdoğan iç politikada muhalefeti etkisizleştirme çabalarını hızlandırıyor.

Washington merkezli Middle East Institute Türkiye Programı Direktörü Gönül Tol’un görüşlerine de yer verilen analizde, mevcut uluslararası ortamın Erdoğan için “mükemmel koşullar” oluşturduğu belirtiliyor. Tol, “Bu jeopolitik sarsıntılar, Erdoğan’a içeride demokratik alanın geriye kalanını istediği gibi kullanma fırsatı veriyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

Analizde, Rusya-Ukrayna savaşıyla başlayan ve İran kriziyle derinleşen uluslararası belirsizlik ortamının Türkiye’nin jeopolitik önemini artırdığı vurgulanıyor. NATO üyesi olan Türkiye’nin hem Avrupa hem de Orta Doğu açısından vazgeçilmez bir aktör haline geldiği, bu nedenle Batılı ülkelerin Ankara’ya yönelik eleştirilerinin azaldığı ifade ediliyor. Gönül Tol, birçok ülkenin Erdoğan yönetimiyle iş birliği yapma zorunluluğu hissettiğini belirterek, “Avrupa ülkeleri, NATO müttefikleri ve bölgesel aktörler Erdoğan’la iş birliği yapmaktan başka seçeneklerinin olmadığını düşünüyor” diyor.

Makalede, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik yargı sürecine de geniş yer veriliyor. İmamoğlu hakkında hazırlanan iddianamede yolsuzluk ve suç örgütü yöneticiliği gibi suçlamaların bulunduğu belirtilirken, muhalefet çevrelerinin bu suçlamaları siyasi bir saldırı olarak değerlendirdiği aktarılıyor. Yazar, İmamoğlu’nun mahkemeye çıktığı dönemde Batılı ülkelerden ve uluslararası kuruluşlardan ciddi bir tepki gelmemesinin dikkat çekici olduğunu ifade ediyor.

Analizde, son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ve ekonomik sıkıntıların Erdoğan’ın toplumsal desteğini olumsuz etkilediği değerlendirmesi de yer alıyor. ABD merkezli danışmanlık şirketi Amena Strategies’den Yusuf Can, iktidarın geçmiş yıllardaki kadar güçlü bir halk desteğine sahip olmadığını öne sürüyor. Can, “Erdoğan yönetimi 10-15 yıl önceki toplumsal desteğe artık sahip olmadığını görüyor. Bu nedenle CHP’yi etkisizleştirmeye yönelik daha baskıcı yöntemlere başvuruyor” diyor.

Telegraph analizinde, Türkiye’nin savunma sanayisindeki yükselişi de önemli bir konu olarak ele alınıyor. Irak’ın Türkiye’den hava savunma sistemleri satın alma kararı ve Endonezya’nın Bayraktar Kızılelma insansız savaş uçakları için yaptığı anlaşma, Ankara’nın uluslararası alandaki etkisinin arttığını gösteriyor. Yazıda, Türkiye’nin NATO içindeki askeri ağırlığına ve dünyanın önde gelen silah ihracatçıları arasına yükselişine dikkat çekiliyor. Analize göre, savunma sanayii ihracatı Erdoğan’ın uluslararası konumunu güçlendirirken, iç politikada da yönetime ekonomik ve siyasi destek sağlıyor.

Makalenin son bölümünde, Erdoğan’ın Türkiye’yi enerji, ticaret ve lojistik alanlarında bölgesel bir merkez haline getirme çabaları ele alınıyor. Bu hedeflerin, siyasi istikrar ve güçlü merkezi yönetim anlayışıyla birlikte yürütüldüğü belirtiliyor. Uzman görüşlerine dayandırılan değerlendirmelerde, iktidarın muhalefeti etkisizleştirmeyi stratejik bir hedef olarak gördüğü ileri sürülüyor. Gönül Tol, Batılı ülkelerin Türkiye’deki demokratik gerilemeye eskisi kadar önem vermediğini savunarak, günümüzde daha çok savunma kapasitesi, üretim gücü ve güvenlik iş birliklerinin öne çıktığını ifade ediyor. Tol, otoriter yönetimlerle kurulan ilişkilerin uzun vadede risk taşıdığını belirtiyor ve “Rejimlerin önceliği her zaman kendi varlıklarını korumaktır. Bu nedenle böyle yönetimler istikrarlı müttefikler olmayabilir” değerlendirmesinde bulunuyor.

Telegraph’ta yayımlanan analiz, İran krizi ve küresel güvenlik gündeminin gölgesinde Türkiye’deki siyasi gelişmelerin uluslararası kamuoyunda yeterince tartışılmadığını savunuyor ve Erdoğan yönetiminin aynı dönemde hem içeride hem dışarıda pozisyonunu güçlendirdiği görüşünü dile getiriyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu