Özdemir Bayraktar’ın Hayatı: Türk Savunma Sanayisinin Dönüm Noktası
Özdemir Bayraktar’ın hayatını anlatan belgesel, Türk savunma sanayisinin önemli bir dönüm noktasını gözler önüne seriyor.
Milli Teknoloji Hamlesi’nin öncülerinden biri olan Özdemir Bayraktar’ın yaşamını konu alan “Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti” adlı belgesel, izleyicilerle buluştu. Belgeselin özel gösterimi, Özdemir Bayraktar Milli Teknoloji Merkezi’nde medya, sanat, spor ve iş dünyasından birçok davetlinin katılımıyla gerçekleştirildi ve Baykar’ın YouTube kanalında yayınlandı.
Belgeselde, Türkiye’nin farklı şehirlerinde yapılan çekimlerde 47 kişi, Özdemir Bayraktar’ın SİHA geliştirme mücadelesine dair anılarını paylaştı. Dönemin askeri, bürokratik ve siyasi isimleri, Bayraktar’ın karşılaştığı zorlukları ve bu süreçteki azmini anlattı.
Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, belgesel hakkında önemli bilgiler aktardı. Sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Türk savunma sanayisinin dönüm noktalarından birine işaret etti.
Haluk Bayraktar, 2007 yılında Yarbay Melih Gülova’nın şehit edilmesiyle başlayan sürecin, Özdemir Bayraktar üzerinde derin bir etki yarattığını belirtti. Gülova, Şırnak’taki İHA çalışmalarının en büyük destekçilerinden biriydi ve kaybı, Bayraktar’ı derinden sarstı.
O dönemde terör örgütünden ele geçirilen ve TSK’nın jammer cihazlarını etkisiz hale getiren “Tol Qazi” adlı kriptolu mayın düzeneği, Baykar ekibi tarafından incelendi. Selçuk Bayraktar, bu cihazın şifresini kırarak, İHA’ların otopilot sistemine entegre edilmesini sağladı ve mayınların uzaktan patlatılmasına olanak tanıdı.
Ancak bu teknolojik gelişme, beklenmedik bir bürokratik engelle karşılaştı. Bayraktar, yaşananları şu sözlerle anlattı: “Ortalık ayağa kalktı. Bu cihazlar bir yıl önce ele geçirilmişti, kimse bir şey yapmamıştı. Bizim ekibin bunu çözmesi, bazılarını rahatsız etti. Sonrasında bu cihazlar bizden geri alındı; bu, teröristlerin kurduğu mayınların patlatılmasını engellemek için bir üstü örtme teşebbüsüydü.”
Başarılarının göz ardı edilmesi ve cihazların geri alınması üzerine Bayraktar, İstanbul’a dönerken tüm umutlarını kaybetme noktasına geldi. “Asker şehit oluyor, teröristlerden ele geçirilen cihazların şifresini kırıyorsun, ama bu durduruluyor,” diyerek yaşadığı hayal kırıklığını dile getirdi.
Tam bu umutsuzluk anında, İstanbul’daki evinin balkonunda otururken, Hakkari’deki bir dağ karakolunda görevli Üsteğmen Aydın Yiğit’ten bir telefon aldı. Üsteğmen, “Özdemir Bey, biz burada teröristlerle mücadele ediyoruz. İmkânlarımız sınırlı. Kantin paralarını topladık, sizin yaptığınız o uçaklardan almak istiyoruz,” dedi.
Bu sözler, Bayraktar için bir uyanış oldu. Yanındakilere, “Biz Boğaz kenarında otururken, adam bize Hakkari’den tokat atıyor,” diyerek, mücadelenin asıl muhatabının bürokrasi değil, sahadaki askerler olduğunu fark etti.
Bayraktar, üsteğmene parayı kabul etmediğini, “Bizi çağırın, sunum yapalım. Sonra ‘bunları millileştirdik’ diyerek cihazlara el koyun ve bizi oradan sepetleyin,” şeklinde bir taktik önerdi. Bu telefon görüşmesi, sadece Baykar’ın değil, Türkiye’nin savunma sanayisinin kaderini de değiştirdi. Haluk Bayraktar, o anı, “O gün Özdemir Bayraktar bir daha hiç bırakmadı,” sözleriyle özetledi.
Belgeselde geniş yer bulan bu hikaye, yerli İHA ve SİHA’ların hangi zorluklarla ve inançla bugüne ulaştığını bir kez daha gözler önüne serdi.
ÖZDEMİR BAYRAKTAR, BU DÜNYADAN BİR AKINCI GEÇTİ BELGESELİNİ İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ




