İşçinin Eşinin Hastalığı Nedeniyle Nakil Talebi Değerlendirilebilir Mi?
İşçinin eşinin hastalığı nedeniyle nakil talebi, kamu kurumları tarafından nasıl değerlendirilmelidir?
Kamu kurumlarının, hizmet sürekliliği ve personel ihtiyaçlarını gerekçe göstererek nakil haklarını sınırlamaması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu bağlamda, sağlık ve aile bütünlüğü haklarının öncelikli olduğu ifade edilmektedir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesi, işçi ve işveren arasındaki ilişkiyi tanımlarken, 8. maddesi ise iş sözleşmesinin tarafların yükümlülüklerini belirlemektedir. Toplu İş Sözleşmesi’nin 37. maddesi, işçilerin nakil taleplerine dair düzenlemeleri içermektedir. Bu maddeye göre, işçiler sağlık, can güvenliği ve zorunlu atama gibi mazeretlerle, işe giriş tarihinden itibaren 5 yılı geçmeden başka bir işyerine nakil talep edebilirler. Ancak, bu taleplerin belgelerle desteklenmesi gerekmektedir.
Bir kamu denetçiliği kurumuna yapılan başvuruda, başvuranın sağlık sorunları, eşinin kronik hastalığı ve ailesinin sağlık durumları nedeniyle nakil talebinde bulunduğu görülmektedir. Başvuran, eşinin tedavisinin mevcut görev yerinde mümkün olmadığını belirterek gerekli belgeleri sunmuştur.
Milli Savunma Bakanlığı, başvuruyu iş gücü ihtiyacı gerekçesiyle reddetmiştir. İdare, ilgili birimdeki işçi kadrosunun yarısının boş olduğunu ve nakil talebinin gerekçelerinin yeterince kanıtlanmadığını savunmuştur. Ancak, sunulan sağlık raporları durumu ciddiyetle ortaya koymuştur. Üniversite Hastanesi’nden alınan rapor, hastanın düzenli takibe ihtiyaç duyduğunu ve görev yerinde bu hizmetin sunulamadığını göstermiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, incelemesinde Anayasa’nın sosyal devlet ve ailenin korunması ilkelerine atıfta bulunmuştur. İlgili toplu iş sözleşmesinin maddesi, eşin hastalığının geçerli bir nakil mazereti olduğunu belirtmektedir. Kurum, idarenin personel ihtiyacı gerekçesinin haklı olabileceğini, ancak sağlık hakkı ve aile bütünlüğü gibi temel hakların önüne geçemeyeceğini ifade etmiştir.
Ombudsmanlık, idarenin başvuruya verdiği ret cevabını da eleştirmiştir. İdarenin, başvuru sahibine yargı yoluna başvurma süresi hakkında bilgi vermemesi, hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı bir tutum olarak değerlendirilmiştir. Gelecekte bu ilkelerin göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmiştir.
Sonuç olarak, başvuran haklı bulunmuş ve nakil işleminin gerçekleştirilmesi yönünde tavsiyede bulunulmuştur. Bu karar, kamu kurumlarının hizmet sürekliliği ve personel ihtiyaçlarını, sağlık hakkı ve aile bütünlüğü gibi Anayasal hakların önüne geçecek şekilde değerlendiremeyeceğini göstermektedir.



