Böbrek Hastaları Hemodiyaliz Sürecinde Uyku Sorunları Yaşıyor
Bahrain’deki bir araştırma, hemodiyaliz hastalarının uyku kalitesinin düşük olduğunu ortaya koydu. Mental sağlık desteği çağrısı yapıldı.
Böbrek hastalığı yaşayan ve hemodiyaliz tedavisine ihtiyaç duyan bireylerin uyku kalitesinin oldukça düşük olduğu, Bahrain merkezli bir çalışma ile ortaya kondu. Araştırmacılar, bu hastaların daha iyi bir bakım alabilmesi için uyku değerlendirmelerinin güçlendirilmesi, mental sağlık taramalarının yapılması ve psikososyal destek eğitimlerinin verilmesi gerektiğini vurguladı.
Çalışmanın özetinde, “Bahrain dahil olmak üzere Körfez Arap ülkelerinde hemodiyaliz hastası sayısının sürekli arttığı” belirtildi. Ayrıca, hemodiyaliz tedavisinin yaşam kalitesi üzerinde, özellikle uyku kalitesi açısından olumsuz etkileri olduğu ifade edildi. Bu araştırmanın amacı, Bahrain’deki hemodiyaliz hastalarının uyku düzenini etkileyen faktörleri değerlendirmekti.
‘Hemodiyaliz Uygulayan Hastalarda Uyku Düzeni Bozukluklarını Etkileyen Faktörlerin Ortaya Çıkması’ başlıklı kesitsel çalışma, Bahrain, Suudi Arabistan, Umman ve Mısır’dan gelen araştırmacılar tarafından gerçekleştirildi. Araştırma ekibinde Hala Sanad, Khaldoon Al Roomi ve Zahra Abdlmjeed gibi isimler yer aldı ve çalışma, açık erişimli hakemli Public Library of Science One dergisinde yayımlandı.
Hemodiyaliz, böbrek yetmezliği tedavisinde kullanılan, kanı vücut dışına pompalayıp toksinleri ve fazla sıvıları filtreleyen bir makine vasıtasıyla gerçekleştirilen hayati bir tedavi yöntemidir. Çalışmada, Muharraq’taki Abdulrahman Kanoo Diyaliz Merkezi’nden (AKDC) 174 hasta örneği alındı. Araştırmacılar, AKDC’nin, hemodiyaliz veya peritonel diyaliz tedavisine ihtiyaç duyan tüm Bahrain vatandaşlarına ücretsiz hizmet sunan bir devlet sağlık merkezi olduğunu belirtti.
Çalışmaya dahil edilen 174 katılımcının 18 yaş ve üzeri, en az üç düzenli hemodiyaliz seansı alan ve Arapça dilini anlayabilen bireyler olduğu ifade edildi. Ayrıca, bilişsel bozukluğu veya anketleri tamamlamayı etkileyebilecek bir mental hastalığı olan hastalar ile obezite gibi komorbid durumları olan hastalar çalışmaya dahil edilmedi. Uyku üzerinde önemli etkisi olduğu bilinen ilaçları kullanan hastaların da dışlandığı belirtildi.
Katılımcıların büyük bir kısmı (yüzde 95.4) haftada üç kez diyaliz seansı aldıklarını bildirdi. Örneklemde, katılımcıların yüzde 47.1’inin gece altı ila yedi saat uyuduğu, yüzde 36.2’sinin ise haftada bir veya iki kez gece yarısı ya da sabah erken saatlerde uyandığı kaydedildi. Çoğu katılımcı, son bir ay içinde kötü rüyalar (yüzde 65.5) veya ağrı (yüzde 73.5) gibi uyku kalitesinde bozulmalar yaşadıklarını bildirdi. Yaklaşık yüzde 88.5’inin, araç kullanırken, yemek yerken veya sosyal etkinliklere katılırken uyanık kalmakta zorlandığı belirtildi. Sadece yüzde 9.8’i uyku kalitesini çok iyi olarak değerlendirdi.
Ayrıca, katılımcıların yüzde 85.6’sı son bir ay içinde yön kaybı veya kafa karışıklığı yaşadıklarını ifade etti. Araştırmacılar, bu projenin en önemli bulgularından birinin, bu popülasyonda uyku bozukluklarının son derece yüksek seviyelerde olduğu ve katılımcıların yüzde 91’inin kötü uyku kalitesi bildirdiği olduğunu belirtti. Bu durum, önemli bir klinik ve halk sağlığı sorunu olarak değerlendirildi. Hemodiyaliz hastalarının uyku alışkanlıklarının detaylı analizi, çoğu katılımcının uyku kesintileri yaşadığını ortaya koydu.
Yarısından fazlasının uykuya yardımcı olması için ilaç veya ağrı kesici kullandığı, bu durumun ise hastalar arasında tanınmamış psikolojik sıkıntıları yansıttığı ifade edildi. Araştırma, diyaliz ortamlarında rutin mental sağlık değerlendirmelerinin önemini vurguladı. Önceki çalışmaların, yaş, zayıflık ve diyaliz süresinin uyku sonuçlarını önemli ölçüde etkilediğini gösterdiği belirtildi. Bu durum, Bahrain’deki nefroloji bakımında mental sağlığın entegrasyonunun önemini bir kez daha ortaya koyuyor.




