Küresel Piyasalar, Orta Doğu Gerilimleriyle Tedirgin Başladı
Küresel piyasalar, Orta Doğu’daki gerilimler ve Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizliklerle haftaya olumsuz bir başlangıç yaptı.
Küresel piyasalarda, Orta Doğu’daki artan gerilimler ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden trafiğe açılmasına dair belirsizlikler, haftanın başlangıcında tedirgin bir atmosfer yaratmış durumda. ABD ve İsrail ile İran arasındaki çatışmanın sona ermesi için henüz somut bir anlaşmaya varılamaması, piyasalarda jeopolitik risklerin fiyatlanmaya devam etmesine neden oluyor.
8 Nisan’da sağlanan ateşkesin ardından taraflar, müzakerelerden olumlu bir sonuç elde edemedi. Her geçen gün gelen tehditkar açıklamalar, ateşkesin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor. Bu durum, bölgede tansiyonun yeniden yükselebileceği endişelerini artırarak piyasalarda olumsuz bir etki yaratıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’a Hürmüz Boğazı’nın açılması konusunda hızlı hareket etmeleri gerektiği uyarısında bulunarak, aksi takdirde İran’ın ciddi kayıplar yaşayabileceğini belirtti. Bu açıklamalar, enerji arzına yönelik endişeleri artırırken, petrol fiyatlarının yukarı yönlü hareket etmesine yol açtı.
Hürmüz Boğazı’ndan tanker sevkiyatlarının sağlıklı bir şekilde sürdürülememesi ve artan sigorta maliyetleri, küresel enerji arzında belirsizlikleri beraberinde getiriyor. Bu durum, petrol fiyatlarındaki yükselişi destekliyor. Artan petrol fiyatlarının makroekonomik etkileri, dünya genelinde enflasyon verilerinde kendini göstermeye başladı. Süregelen fiyat baskıları, merkez bankalarının daha şahin bir politika izleyeceği beklentilerini artırıyor.
ABD’de açıklanan son veriler, özellikle üretici enflasyonunda belirgin bir artışa işaret ediyor. Diğer merkez bankalarının ardından, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) da faiz artırımlarına gidebileceği öngörüleri güçleniyor. Savaş öncesi piyasalarda Fed’in yıl içinde iki faiz indirimi yapacağına dair beklentiler varken, savaş sonrası belirsizlikler bu tahminleri tersine çevirdi. Piyasa fiyatlamaları, Fed’in aralık toplantısında yüzde 70 ihtimalle 25 baz puanlık bir faiz artışına gidebileceğini gösteriyor.
Enflasyonun yüksek kalacağına dair endişeler ve Fed’in faiz artış ihtimalleri, tahvil piyasasında satış baskısını artırdı. ABD’nin 5 ve 10 yıllık tahvil faizleri son 16 ayın, 20 ve 30 yıllık tahvil getirileri ise son 3 yılın zirvelerine ulaştı. Cuma günü yüzde 4,59 seviyesine yükselen ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, yeni haftada yüzde 4,63’e çıktı.
Uzun vadeli tahvil getirilerinin kısa vadeli tahvillere göre daha fazla artması, piyasalarda yapısal olarak daha yüksek enflasyon ve faiz ortamının fiyatlandığı şeklinde yorumlanıyor. Ayrıca, Beyaz Saray’dan yapılan açıklamalarda, Trump’ın Çin ziyaretinde varılan ekonomik mutabakatlar da duyuruldu. Buna göre, Çin, nadir toprak elementleri ve diğer kritik minerallerle ilgili tedarik zincirindeki sorunları giderecek.
Çin, Ekim 2025’teki soya fasulyesi alım taahhütlerine ek olarak, 2026, 2027 ve 2028 yıllarında ABD tarım ürünlerinden yılda en az 17 milyar dolarlık alım yapacak. Orta Doğu’daki gerilimlerin etkisiyle altının ons fiyatı, Cuma günü yüzde 2,4 düşerek 4,540 dolara geriledi, ancak yeni işlem gününde yüzde 0,1 artışla 4,545 dolardan işlem görüyor.
Fed’e dair tahminlerin şahin bir tarafa kaymasıyla, dolar endeksi Cuma günü 99,3 seviyesine yükseldi ve yeni günde yatay bir seyir izliyor. Brent petrolün varil fiyatı ise Orta Doğu’daki riskler nedeniyle haftaya yüzde 1,7 artışla 107,9 dolardan başladı. ABD’de endeks vadeli kontratlar ise haftaya negatif bir başlangıç yaptı.
Bu hafta, Orta Doğu’daki gelişmelerin yanı sıra, yapay zeka konusundaki Nvidia’nın bilançosu ve Fed’in toplantı tutanakları da dikkatle takip edilecek. Orta Doğu’daki gerilimler, enerji maliyetlerinin yükselmesine ve İngiltere’deki siyasi belirsizliklere yol açarak Avrupa gündemini etkiliyor. Yüksek enerji maliyetleri, mevcut enflasyon korkularını artırırken, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yıl sonuna kadar toplam 3 faiz artışı yapabileceği yönündeki beklentiler sürüyor.
Bu hafta Avro Bölgesi ve İngiltere’de açıklanacak enflasyon verileri, söz konusu risklerin seyrine dair net bilgiler sağlayacak. Analistler, İngiltere’deki olası enflasyon artışlarının ülke tahvil piyasasında satış baskısını artırabileceğini belirtiyor. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, ABD, Çin ve Rusya’nın AB’yi istemediğini vurgulayarak, bu güçlerin Avrupa Birliği’ni dağıtma arzusunun, birlik olunduğunda daha güçlü olmalarından kaynaklandığını ifade etti.
Avrupa’da endeks vadeli kontratlar haftaya negatif bir seyirle başladı. Asya borsalarında ise, Güney Kore hariç, genel olarak olumsuz bir görünüm hakim. Çin’de sanayi ve tüketim verileri beklentilerin altında kalırken, sanayi üretimi yıllık bazda yüzde 4,1 artış gösterdi, ancak bu artış önceki aya göre yavaşlama eğilimi gösterdi. Perakende satışlar da yüzde 0,2 ile tahminlerin altında kaldı. Zayıf gelen veriler, bölgede ekonomik aktiviteye yönelik endişeleri artırdı. Güney Kore, yapay zeka konusundaki güçlü beklentilerle pozitif ayrıştı.
Japonya’da dolar/yen paritesi yükselişini sürdürerek 159,07 seviyesine ulaştı. Bu artış, ülkede enflasyon endişelerini artırırken, tahvil faizlerinde de yukarı yönlü hareketi tetikledi. Japonya’da 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,74’e çıkarak 1995’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Tüm bu gelişmeler ışığında, kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,7, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 1,4 ve Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,2 değer kaybederken, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,3 artış gösterdi. Cuma günü, Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi yüzde 1,89 değer kaybederek 14,367,60 puandan kapandı. Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı haziran vadeli kontrat ise Cuma akşamı normal seans kapanışına göre yüzde 0,32 geriledi.
Dolar/TL kuru Cuma gününü 45,4950’den tamamlarken, bugün bankalararası piyasada önceki kapanışın yüzde 0,2 üzerinde 45,5770’tan işlem görüyor. Ayrıca yarın 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle Borsa İstanbul işlem yapmayacak. Analistler, bugün yurt içinde tüketici güven endeksi ve işsizlik oranının takip edileceğini, yurt dışında ise veri gündeminin sakin olduğunu belirtiyor. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14,500 ve 14,400 puanın destek, 14,700 ve 14,800 seviyelerinin ise direnç konumunda olduğu ifade ediliyor.




