Kur’an Perspektifinden Dünya ve Hayatın Anlamı
Kur’an’a göre dünya hayatının geçici ve aldatıcı doğası üzerine derin bir bakış.
“Dünya hayatında size verilen her şey, geçici bir geçim kaynağı ve süs eşyasıdır. Allah katındaki ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?” (Kasas, 60)
Kur’an-ı Kerim, dünya ve insan hayatını çeşitli şekillerde tanımlamaktadır. Bu kutsal metin, insanların dünyaya yönelmesi ve onun yanıltıcı doğası hakkında birçok uyarıda bulunmaktadır. İşte bu uyarılardan bazıları:
Dünya hayatı geçicidir; “Dünya hayatının geçici menfaatine…” (Nisa, 94) denilmektedir. Aynı zamanda bu hayat bir oyun ve eğlence olarak tanımlanmaktadır: “Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir…” (Muhammed, 36). Kur’an, dünya hayatının değerinin ahirete göre çok az olduğunu belirtir: “Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir.” (Tevbe, 38). Ayrıca, dünya hayatının aldatıcı bir nitelik taşıdığı vurgulanır: “Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.” (Al’i İmran, 185).
Kur’an, inkâr edenlerin dünya hayatına nasıl aldanıp süslendiğini de dile getirir: “İnkâr edenlere dünya hayatı süslü gösterildi…” (Bakara, 212). Mal ve evlatların dünya hayatının süsü olduğu ifade edilir: “Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür…” (Kehf, 46). Ayrıca, dünya hayatının çekiciliğine kapılanların bu geçici zevklerin ardında ne kadar yanıltıcı bir gerçek olduğunu unutmamaları gerektiği hatırlatılır: “Sakın, kendilerini denemek için onlardan bir kesimi faydalandırdığımız dünya hayatının çekiciliğine gözlerini dikme…” (Taha, 131).
Kur’an, ahireti dünya hayatına tercih edenleri de eleştirir: “Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir…” (Bakara, 86). Geçici olan dünya hayatına razı olanların ise kaybettiklerini sorgulamaları gerektiği belirtilir: “Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz?” (Tevbe, 38). Dünya hayatıyla sevinç duyanların, bu hayatın ahiretin yanında çok az bir yarar sağladığını unutmamaları gerektiği de vurgulanır: “Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Hâlbuki dünya hayatı, ahiretin yanında çok az bir yararlanmadan ibarettir.” (R’ad, 26).
Kur’an, dünya hayatını ahirete tercih edenlerin, Allah’ın yolundan sapmalarına dikkat çeker: “Onlar dünya hayatını ahirete tercih ederler, Allah’ın yolundan alıkoyup onun eğriliğini isterler…” (İbrahim, 3). Kâfirlerin sahip olduğu geçici servetlere göz dikilmemesi gerektiği de hatırlatılır: “Kâfirler içinde bazı kimselere verdiğimiz kat kat servete gözünü dikme, onlara üzülme; inananları kanatların altına al.” (Hicr, 88).
Son olarak, dünya hayatına dalanların, cehennemin beklediği yer olduğunu bilip bilmedikleri sorgulanır: “Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.” (Naziat, 38-39). Bu uyarılar, dünya hayatına dalan insanlara yöneliktir. Kur’an’da, ahireti unutarak dünyaya tapmanın, kibirlenmenin ve fakirlerin haklarını vermemenin kınandığı görülmektedir. Ancak, adalet ve insaf ölçütleriyle dünya hayatıyla ilgilenen, diğer mükemmelliklerden uzaklaşmayan ve mahrumların haklarını gözeten bireyler için dünya, ilahi rahmetin bir yansıması olarak değerlendirilebilir.




