Eissenstat: İran Sonrası Türkiye-İsrail Rekabeti Derinleşecek

Eissenstat, İran’ın zayıflamasının ardından Türkiye ve İsrail arasındaki rekabetin derinleşeceğini belirtti.

Stockholm Üniversitesi’nde Orta Doğu tarihi üzerine uzmanlaşmış Dr. Howard Eissenstat, Türkiye ve İsrail arasında olası bir çatışma ihtimaline dikkat çekti. Eissenstat, kaleme aldığı “Türkiye-İsrail Rekabeti, Bir Sonraki Büyük Ortadoğu Çatışması mı?” başlıklı yazısında, İran’ın ve onun bölgedeki müttefiklerinin zayıflatılmasının ardından bu iki ülkenin bölgesel hakimiyet için karşı karşıya geleceğini ifade etti.

Uzman, iki ülkenin yakın gelecekte doğrudan bir çatışmaya girmeyi planlamadığını, ancak her iki tarafın da Orta Doğu üzerindeki hak iddialarının çatışma riskini artırabileceğini belirtti. Eissenstat, Türkiye ve İsrail’in, ABD’nin müttefiki olarak Orta Doğu’nun gidişatını belirleyen iki güç olduğunu ve bu nedenle güç mücadelesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

Eissenstat, bu güç çatışmasının aslında çoktan başladığını ve geçtiğimiz yıl yaşanan olayların bunun örnekleri arasında yer aldığını dile getirdi. Özellikle Nisan 2025’te İsrail’in, Türkiye’nin Suriye’deki üsleri kullanmasını engellemek amacıyla gerçekleştirdiği saldırılar dikkat çekici bir örnek olarak gösterildi. Bu saldırılar sırasında İsrail, hedeflerini belirlerken Türkiye’nin olası etkisini göz önünde bulundurmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, İsrail Başbakanı Netanyahu’ya Türkiye ile anlaşma yapması gerektiği yönündeki telkinleri, tansiyonu bir nebze düşürse de, İsrail’in saldırgan tutumları bu durumu sürdürülemez hale getirdi. Eissenstat, Ankara’nın İsrail’i giderek daha fazla bir tehdit olarak algıladığını, İsrailli liderlerin ise İran’ın zayıflaması sonrası Türkiye’yi bir rakip olarak değerlendirdiğini aktardı.

İki ülkenin de kısa vadede doğrudan bir çatışma istemediği, ancak bölgesel güç dengesinin bozulmasıyla rekabetin sertleşeceği ifade edildi. Eissenstat, Türkiye ve İsrail arasındaki beklenen çekişmenin, İran savaşının hemen sonrasında başlayacağını öngördü. İran’ın zayıflaması, bu iki ülke arasındaki rekabetin önündeki engelleri kaldırmış durumda.

Önceki dönemde Türkiye, Katar’a verdiği destek, Mısır’da Abdulfettah el-Sisi’nin yönetimine karşı duruşu ve Suudi Arabistan ile yaşadığı gerilimler nedeniyle yalnız kalmıştı. Oysa bu süreçte İsrail, Körfez ülkeleriyle olan ilişkilerini güçlendirerek konumunu sağlamlaştırmış ve 2020’de imzalanan İbrahim Anlaşmaları ile önemli kazanımlar elde etmişti. Ancak İran’ın zayıflatılması, bu dengeleri köklü bir şekilde değiştirdi.

Eissenstat, İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın, Körfez ülkelerinin Tel Aviv ile yakınlaşma gerekçelerini ortadan kaldırdığını belirtti. Türkiye ise bu süreçte, birçok bölge ülkesi tarafından daha yararlı bir ortak olarak görülmeye başlandı.

Uzman, yakın vadede bir Türkiye-İsrail savaşı olasılığının düşük olduğunu, ancak iki ülke arasındaki rekabetin yapısal bir özellik taşıdığını belirtti. Her iki tarafın da tehdit algılarını birbirlerine yönlendirdiğini ve özellikle Suriye gibi üçüncü ülkelerde yaşanabilecek krizlerin kontrolden çıkabileceğini vurguladı. ABD’nin, bu iki ülke arasındaki en önemli dengeleyici güç olmaya devam ettiğini, ancak liderlerin mevcut durumu kalıcı bir çözüm olarak görmemesinin endişeleri artırdığını ifade etti. Sonuç olarak, Ankara ve Tel Aviv arasındaki mücadelenin artık sadece Filistin meselesiyle sınırlı kalmayıp yeni bir bölgesel düzenin liderliği için geniş bir rekabete dönüştüğü ortaya çıkıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu