Bakır Sanatının Ustası Selahattin İnler’in Evi Sanat Galerisi Gibi
Selahattin İnler, 55 yıllık bakır işçiliği ile evini sanat eserleriyle donattı ve geleneksel el sanatlarını yaşatmaya devam ediyor.
Erzincan’da 55 yıldır bakır işçiliği yapan Selahattin İnler, yıllar içinde ürettiği el emeği eserlerle evini sanatın sergilendiği bir mekana dönüştürdü. 65 yaşındaki İnler, çocuk yaşta başladığı bu sanatı, gününün büyük bir kısmını atölyesinde geçirerek sürdürüyor.
Bakır işlemeciliğinin inceliklerini titizlikle uygulayan İnler’in evi, zamanla küçük bir müze görünümüne büründü. Geleneksel oyma teknikleriyle hazırlanan sehpalar, avizeler, saatler, vazolar ve çeşitli dekoratif ürünlerle dolup taşan ev, hem estetik bir anlayışı hem de yıllar süren ustalığın izlerini barındırıyor.
Selahattin İnler, bakır işçiliğinin sadece bir meslek değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu ifade ediyor. Evinde birçok eşyayı kendi yaptığı bakır ürünlerle tamamladığını belirten İnler, komşuları ve misafirlerinin eserlerine olan ilgisinin kendisini mutlu ettiğini dile getiriyor.
Yaptığı işlerin büyük bir emek ve sabır gerektirdiğini vurgulayan İnler, örneğin bir duvar saatinin yapımının yaklaşık 20 gün sürdüğünü aktarıyor. Orta sehpa, avizeler, duvar saati gibi eserlerin her biri, onun için zaman alıcı ama bir o kadar da keyifli işler.
Geleneksel el sanatlarında çırak sıkıntısına da dikkat çeken İnler, çırak yetiştirmekte zorlandıklarını ve gelenlerin kısa süre sonra işi bırakıp gittiğini belirtiyor. Bu durumun mesleğin yok olma noktasına geldiğini ifade eden İnler, Erzincan’da bu sanatı yaşatmaya ve canlandırmaya çalıştığını söylüyor. Onun yaptığı işin yüzeysel bir işçilik olmadığını, bakırı tamamen oyarak şekillendirdiğini de sözlerine ekliyor.
Bakır sevgisinin yaşamının her alanına yansıdığını vurgulayan İnler, “Benim bakır sevdam hiç bitmiyor. Nereye baksam bakır görüyorum,” diyor. Ürettiği eserlerin nesiller boyu kullanılabilecek dayanıklılıkta olduğunu belirten İnler, “Bunlar dededen toruna kalabilecek işler. Kolay kolay bozulmaz. Bizden sonra da çocuklarımız ve torunlarımız bu eserleri kullanmaya devam edebilir,” şeklinde konuşuyor.




