Benden Geçti İfadesinin Manevi Yansımaları
Ramazan Kayan, ‘benden geçti’ ifadesinin bir kaçış olduğunu ve mücadelenin önemini vurguluyor.
Ramazan Kayan/Milat Gazetesi
Geçmişte Kalmamak İçin Mücadele Edin!
İnsanoğlunun kulluk sınavında en belirgin özelliklerinden biri, sürekli mazeret üretme yeteneğidir. Bu bağlamda en sık başvurulan iki ifade dikkat çekmektedir: “Benden geçti” ve “Henüz daha erken”.
Özellikle “Benden geçti” ifadesi üzerinde durmak istiyorum. Bu, bir tür tükenmişlik ve karamsarlık ifadesidir. Müslüman bir bireyin hayallerine, hedeflerine ve yaşamına yapabileceği en büyük kötülüklerden biri olarak değerlendirilebilir.
Bu ifade, pes etmenin ve sorumluluklardan kaçmanın bir yolu olarak karşımıza çıkıyor. Bir mümin, sahip olduğu yetenekleri kısıtlayabilir mi? Bu yanlış algıyı nasıl kabul edebiliriz? Bu tür bir düşünce, şeytanın kulluğumuza yönelik bir tuzağı olabilir.
Kendi kendine engel olmanın en tehlikeli durumlardan biri olduğunu unutmamak gerekir. Kişinin kendini iptal etmesi ve mücadele azmini kaybetmesi, Rabbimizin bahşettiği potansiyeli dondurmak anlamına gelir ki bu da nankörlük olarak değerlendirilmelidir.
Dünya hayatındaki arzularımız söz konusu olduğunda, “benden geçti” demeden yüksek bir performans sergiliyoruz. Ancak İslami sorumluluklar ve sınavlar söz konusu olduğunda mazeretler sıralanıyor. Bu durum, genç nesilde bile sıkça rastladığımız bir olgu haline gelmiştir.
Bu durumu tükenmişlik sendromu veya bilinçli bir sorumluluktan kaçış olarak değerlendirmek mümkün. Her geçen gün, sorumluluklarını yerine getirmeyenlerin sayısı artıyor. Kulluk yolculuğunda kendimize koyduğumuz engeller, bizi yıpratıyor.
Yaş, emeklilik, evlilik gibi bahanelerle kendimizi kısıtladığımızın farkında bile değiliz. Rüyalarımızla oynuyor, umutlarımızı zayıflatıyor ve hedeflerimizi karartıyoruz. İmanın sunduğu fırsatları göz ardı ediyoruz. İddia ve irademize zarar verdiğimizin farkında değiliz. İdeallerini kaybedenler, yaşayan ölülerden farksızdır.
Bir düşünürün dediği gibi: “Dünya’yı değiştirme iradesini kaybetmemiş herkes gençtir.” Biyolojik yaşa takılıp kalamayız. Dingin bir ruh ve zengin bir gönülle aşamayacağımız zorluk yoktur. Bu nedenle, “benden geçti” mazeretiyle ertelediğimiz her konuyu yeniden düşünmeliyiz.
Yeni bir heyecan, merak, hayal veya hareket için asla geç değildir. Eğer yaşıyoruz ve nefes alıyorsak, üretme ve yürüyebilme potansiyelimiz de vardır. “Benden geçti” deme lüksümüz yok. Mezardaki dostlarımızın bizlere ilettiği bu mesajı göz ardı etmemeliyiz.
Her ne olursa olsun, elimizdeki fidanı dikmek inancımızın bir gereğidir. Mimar Sinan’ın Selimiye Camii’ni 85 yaşında inşa ettiğini gururla anlatıyoruz. Ebu Eyyübe-l Ensari Hazretlerinin 90 yaşında İstanbul surlarının dibinde ruhunu teslim ettiğini duygu dolu bir şekilde ifade ediyoruz. Ama bize gelince yaş sınırlaması mı getiriyoruz?
Başarı için hiçbir yaşın geç olmadığını unutmamalıyız. Belki beklediğimiz sonuçlar gecikebilir, ancak er ya da geç kazananlar, seferi sürdürenler olacaktır. Mücadelede yaşa takılanların yanılgısı, sadece başarıya odaklanmaktır. Bizden istenen seferdir; zafer ise Allah’tandır.




