Refakat İzni İçin Hayati Tehlike Şartı Gerekli Mi? KDK’dan Önemli Karar
KDK, refakat izni için ‘hayati tehlike’ şartının aranamayacağına dair önemli bir karar aldı. Detaylar haberimizde.
Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), refakat raporunda “hayati tehlike” ifadesinin bulunmaması nedeniyle bir memurun refakat izni talebinin reddedilmesini hukuka aykırı buldu. KDK, 10 Ekim 2025 tarihli kararında, eşinin kaza geçirmesi nedeniyle refakat izni talep eden PTT çalışanının başvurusunu kabul ederek, iznin verilmesi yönünde PTT’ye tavsiyede bulundu.
Başvuranın eşi, 19 Ağustos 2025 tarihinde düşme sonucu boyun, kol ve kalça kırığı nedeniyle Denizli’de hastaneye kaldırılmış ve ertesi gün ameliyat edilmiştir. Ortopedi ve travmatoloji uzmanı tarafından düzenlenen raporda, hastanın en az 60 gün boyunca mobilize olamayacağı ve günlük ihtiyaçlarını kendi başına karşılayamayacağı belirtilmiş, bu nedenle eşinin yanında kalmasının uygun olacağı ifade edilmiştir.
Ancak Denizli PTT Başmüdürlüğü, raporda refakat gerektiren tıbbi sebeplerin yer almasına rağmen, “refakat edilmediği takdirde hayati tehlike bulunup bulunmadığı” ifadesinin yer almadığı gerekçesiyle talebi reddetmiştir. İdare, “hayati tehlikeye maruz kalacağı” ibaresinin yazılmadığı sürece refakat izni verilmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir.
KDK, kararında refakat izninin hukuki niteliğine dikkat çekerek, refakatin, bir kişinin hastalık nedeniyle hayatını tek başına sürdüremeyeceği durumlarda başka bir kişinin yardımına ihtiyaç duyduğu hallerde geçerli olduğunu vurgulamıştır. Mevzuat, bu durumdaki kişilerin yaşam haklarının korunması için yakınlarına refakat izni verilmesini düzenlemektedir.
KDK, mevzuatın, raporda belirli bir ibarenin yer almasını şart koşmadığını ifade etmiştir. Mevzuat, memurun bakmakla yükümlü olduğu veya refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek olan ana, baba, eş, çocuk ve kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya uzun süreli hastalığının bulunması durumlarında sağlık kurulu raporunun yeterli olduğunu belirtmektedir.
KDK’nın dikkat çektiği bir diğer önemli nokta, hayati tehlike değerlendirmesinin kimin yetkisinde olduğudur. KDK, kaza veya hastalığın kişinin hayatını tehdit edip etmediğine dair değerlendirmenin idarede değil, hekimde olduğunu belirtmiştir. Hekimin, refakat raporunu düzenlemiş olması, hastalığın ve kazanın refakat edilmediği takdirde hayati tehlike oluşturacak nitelikte olduğunun kabulüne dayanmaktadır. Dolayısıyla, idarenin raporda bu ibarenin yer almasını istemesi hukuki bir dayanağa sahip değildir.
Tüm bu değerlendirmelerin ardından KDK, başvurana verilen refakat raporunun mevzuat şartlarını taşıdığına ve rapora rağmen iznin verilmemesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna hükmetmiştir. KDK, başvurunun kabulüne karar vererek, refakat raporuna dayanarak refakat izninin verilmesi yönünde PTT’ye tavsiyede bulunmuştur.
Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 10 Ekim 2025 tarihli kararı, ilgili mevzuat ve başvuranın durumu dikkate alındığında, refakat izni talebinin hukuki bir temele dayandığını ortaya koymaktadır.




