Küresel Sumud Filosu, İsrail’in Siyasi Korkularını Ortaya Çıkardı
Küresel Sumud Filosu, İsrail’in Gazze üzerindeki baskısını sorgulatarak uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti.
Gazze’de yaşanan insanlık dramını dünya gündeminden düşürmeye çalışan İsrail, 44 farklı ülkeden gelen vicdan gemilerine saldırarak bu durumu daha da derinleştirdi. İsrail medyası, Netanyahu hükümetinin bu saldırılara neden olan panik halini “İsrail neden bu kadar korkuyor?” başlığıyla manşetlerine taşıdı.
Küresel Sumud Filosu, Gazze’deki ablukayı aşarak mazlumlara insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan bir sivil inisiyatif olarak dikkat çekiyor. Ancak, İsrail’in bu filoya uluslararası sularda gerçekleştirdiği hukuksuz saldırının ardındaki gerçek korku, Tel Aviv yönetiminin silahsız bir gruptan duyduğu derin endişe olarak ortaya çıktı.
İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz, bu durumun detaylarını analiz ederek, 44 ülkeden 428 aktivistin yer aldığı filonun işgalci yönetim üzerindeki etkisini ele aldı. Gazete, Siyonist rejimin bu küçük sivil yelkenli teknelerden duyduğu korkunun askeri bir tehditten değil, Gazze’deki insani felaketi ve soykırımı uluslararası kamuoyuna duyurabilme potansiyelinden kaynaklandığını vurguladı.
Yazıda, Küresel Sumud Filosu’nun en büyük gücünün, dünyanın dikkatini Gazze’deki duruma yeniden çekme yeteneği olduğu ifade edildi. Analizde, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı yasa dışı ablukanın ve bu ablukanın yarattığı yıkımın uluslararası alanda ifşa olmasından duyduğu korku da dile getirildi. “İnsanların o tekneden ne gördüğünü kontrol altında tutmak çok daha zor hale geliyor. Her tekne canlı yayın yapabiliyor, hareketleri çevrimiçi takip ediliyor. Aktivistlerin gözaltına alındıklarında sosyal medyada paylaşacakları önceden kaydedilmiş mesajları var,” denildi.
Askeri Değil, Siyasi Bir Meydan Okuma!
Haaretz’deki makalede, Küresel Sumud Filosu’nun birkaç küçük tekne ile askeri dengeleri değiştirme kapasitesinin bulunmadığı, ancak işgalci donanmanın bu sivil girişime saldırmasının asıl sebebinin, Gazze’yi çevreleyen siyasi düzene ve sessizliğe karşı bir onurlu meydan okuma olduğu belirtildi. Netanyahu ve diğer üst düzey İsrailli yetkililerin, bu sivil girişimi bir “ulusal güvenlik tehdidi” olarak göstermeye çalıştığı da makalede ele alındı.
Yazı, İsrail’in içinde bulunduğu trajikomik durumu özetleyen bir soruyla sona erdi: “Eğer vicdan sahibi aktivistleri taşıyan küçük bir sivil filo, devasa bir askeri seferberliği ve abartılı bir ulusal güvenlik söylemini tetikleyebiliyorsa, o zaman asıl soru şudur: İsrail neden bu kadar korkuyor?”




