Musa’nın Kavmine Yönelttiği Sert Soru: Rabbiniz Size Vaatte Bulunmadı mı?
Musa, kavmine dönerek Rabbinin kendilerine verdiği vaadi hatırlattı ve onları uyardı.
Musa, büyük bir öfke ve derin bir üzüntü içinde kavmine döndü ve onlara, “Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı?” diye sordu. Aradan geçen zamanın uzun olup olmadığını sorgularken, kendisine verilen sözden dönmelerinin nedenini anlamaya çalıştı. “Yoksa Rabbinizin gazabına uğramayı mı istediniz?” diyerek onları uyardı.
Musa, Allah’ın kendilerine sunduğu nimetleri hatırlatarak, “Sizi Mısır’dan kurtardı, düşmanlarınızı yok etti ve çölde size rızık verdi. Size hidayet ve şeriat vermeyi vaad etti; bu, sizin için güzel bir ahit değil miydi?” şeklinde konuştu. Üzüntü dolu bir ses tonuyla, Allah’ın kendilerine zafer vaadettiğini ve kutsal topraklara gireceklerine dair sözler verildiğini hatırlattı. Verilen bu sözlerin üzerinden uzun bir zaman geçmediğini vurguladı.
Musa, kavminin kendisinden ayrılmasının üzerinden çok uzun bir süre geçtiğini sorgularken, “Sizden ayrıldığımda, bu sözleri vermiştiniz. Emrim olmadan inanç sisteminizi ve yaşam tarzınızı değiştirmeyecektiniz!” dedi. Bu durum, insanların Allah’ın gazabına uğramak isteyenlerin yapabileceği bir eylem olduğunu belirtti.
Zemahşerî, bu ayetle ilgili bazı önemli noktaları öne çıkardı. Musa’nın kavminin buzağıya tapması karşısında hissettiği öfke ve derin kederin, bir liderin halkına karşı hissettiği şefkatle ilahi emirlerin ihlal edilmesinin yarattığı hüzün arasında bir denge oluşturduğunu belirtti. Ayrıca, “Rabbiniz size güzel bir vaatte bulunmadı mı?” sorusunun, bilgilendirme amacı taşımadığını, aksine kavmi kınamak ve suçluluklarını yüzlerine vurmak için sorulmuş bir retorik soru olduğunu ifade etti.
Zemahşerî, Musa’nın Tur Dağı’ndan yalnızca kırk gün sonra döndüğünü hatırlatarak, bu sürenin bir toplumun inancını terk etmesi için asla yeterli olmadığını vurguladı. Bu durum, kavmin sabırsızlığı ve vefasızlığını eleştiren bir ironi olarak değerlendirildi. Ayrıca, “Yoksa Rabbinizin gazabının üzerinize inmesini mi istediniz?” ifadesi, insanların kendi eylemleriyle belayı davet ettiklerini ortaya koyuyor. Kavminin buzağıya tapmasının mantıklı bir açıklaması olmadığını ve bu davranışın ilahi gazap istemekle eşdeğer bir karar olduğunu ifade etti.




