Muhammed Abid El Cabiri: İslam Düşüncesinde Yeni Bir Dönem
Muhammed Abid El Cabiri, İslam düşüncesinde yeni bir perspektif sunarak geleneksel yorumları sorguluyor.
Muhammed Abid El Cabiri: İslam Düşüncesinde Yeni Bir Dönem
İslam felsefesi, tarih boyunca Doğu ve Mağrip (Endülüs) olarak iki ana kola ayrılmıştır. Doğu İslam felsefesi, Mısır’dan Türkistan’a kadar uzanan geniş bir coğrafyayı kapsarken, Mağrip felsefesi ise Batı Hıristiyan dünyası üzerinde derin etkiler bırakmıştır. Ancak, Mağrip felsefesinin Doğu kadar belirleyici bir rol oynamadığı da bir gerçektir.
Mağrip felsefesinin en belirgin özelliği, doğudaki felsefi gelenekten farklı bir yol izlemesidir. Grek felsefesinin doğa bilimleri üzerindeki etkisi hissedilirken, felsefi düşüncede Farabi’nin izleri hemen görülmektedir. İbn Bacce’nin mistik eğilimleri ve İbn Tufeyl’in işrakî felsefesi bu dönemin önemli figürlerindendir. 12. yüzyılda İbn Rüşd, rasyonel bir felsefenin temsilcisi olarak öne çıkmış ve Aristoteles’in düşüncelerini benimsemiştir.
İbn Rüşd, Gazali’ye karşı felsefenin meşruiyetini savunmuş ve yeni-Platonculuğa eleştirilerde bulunmuştur. Bu rasyonel felsefe, İbn Haldun gibi diğer Mağripli düşünürler tarafından da benimsenmiştir. Doğu İslam felsefesi ise, Gazali sonrası dönemde kelamî ve tasavvufî eğilimlerle şekillenmiş ve bu durum bazı yorumculara göre ilimlerin gerilemesine yol açmıştır. Ancak Endülüs’te, daha rasyonel bir felsefenin gelişimi, İslam felsefesinin Batıya geçişini sağlamış ve Avrupa’nın aydınlanmasına katkıda bulunmuştur.
Doğu İslam felsefesi, Grek felsefesi ile Asya kökenli etkileri birleştirerek mistik bir karakter kazanmış, işrakî felsefe bu sentezi temsil etmiştir. Ancak, doğu ve Mağrip felsefeleri arasında yapılan keskin ayrımların tarihi açıdan yanıltıcı olabileceği de vurgulanmaktadır. 1492’de Endülüs’teki Müslümanların varlığı sona ermiştir.
Son dönem Mağrip/Endülüs İslam düşüncesinin önemli temsilcilerinden biri olan Muhammed Abid El Cabiri, İslam’ın geleneksel yorumlarının ötesine geçerek yeni bakış açıları sunmaktadır. Arap aklının deşifresiyle İslam’ın tarihsel arka planını irdeleyen eserleri, düşünce dünyasına katkıda bulunmaktadır. Adalet ve özgürlük temalarını ön plana çıkaran görüşleri, günümüz Müslümanlarının düşünce yapısına ışık tutmaktadır.
Cabiri, 1936 yılında Fas’ta doğmuş, 1968’de felsefe diploması ve 1970’te felsefe doktorası almıştır. 1967 yılından beri felsefe ve İslam düşüncesi alanında akademik çalışmalar yürütmektedir. Modern dönemde Arap felsefesi üzerine yaptığı çalışmalarla dikkat çeken Cabiri, İbn Rüşd düşüncesinin günümüze taşınmasında önemli bir rol oynamaktadır.
Eserleri, Arap İslam aklının oluşumu ve kültürel yapısı üzerine önemli tespitler içermekte, bu bağlamda geleneksel öğretilerin yeniden değerlendirilmesine katkıda bulunmaktadır. Cabiri, İslam öncesi dönemin algısını şekillendiren ‘Tedvin Asrı’ kavramını sıkça vurgulamakta, bu dönemin Arap İslam düşüncesinin temellerinin atıldığı bir dönem olduğunu savunmaktadır. Ayrıca, İslam dışı unsurların Müslüman kültüre sonradan dahil olduğu görüşünü eleştirmekte ve bu unsurların kökenlerini Arap aklının tarihine dayandırmaktadır.
Muhammed Abid El Cabiri, Arap İslam düşüncesinin yeniden yapılandırılmasında önemli bir figür olarak, çağdaş Müslümanların düşünce dünyasına katkı sağlamaya devam etmektedir. Eserleri, hem Batı düşüncesiyle diyalog kurarken hem de İslam dünyasının tarihsel bağlamını göz önünde bulundurarak özgün bir perspektif sunmaktadır.




