Messi’nin Siyasi Duruşu: İsrail Tartışmaları ve Suudi Arabistan İlişkileri
Lionel Messi’nin siyasi duruşu ve İsrail ile Suudi Arabistan ile olan ilişkileri üzerine tartışmalar derinleşiyor.
Dünyanın en iyi futbolcusu olarak kabul edilen Lionel Messi, kariyeri boyunca siyasi meselelerde sessiz kalmayı tercih etmesine rağmen, küresel güçlerin ve hükümetlerin en büyük “siyasi PR” unsuru haline geldi. 2026 Dünya Kupası sürecinde İsrail’in Messi’yi sahiplenme girişimleri büyük tepkilere neden olurken, yıldız oyuncunun Suudi Arabistan ile yaptığı anlaşmadan Beyaz Saray ziyareti gibi olaylar, komplo teorilerini ve siyasi tartışmaları yeniden alevlendirdi.
2026 Dünya Kupası öncesinde, turnuvada yer almayan İsrail’in bakanları, Arjantin formaları giyerek Messi’ye destek mesajları paylaştı. Bu durum, turnuvanın en dikkat çekici PR hamlelerinden biri oldu. Ancak Tel Aviv yönetiminin bu çabası, Gazze’deki soykırım politikalarına karşı ses çıkaran kitlelerden büyük bir tepki aldı.
Eleştirilerin merkezinde, Messi’nin 2013 yılında İsrail’i ziyaretinde Ağlama Duvarı önünde çekilen fotoğrafları yer alıyor. Arjantin’in aşırı sağcı Devlet Başkanı Javier Milei, bu durumu iç siyaset malzemesi haline getirirken, popülaritesi azalan Milei, muhalefete karşı “Messi ile uğraşırsanız, hepimizle uğraşmış olursunuz” diyerek yıldız futbolcuyu savundu.
Arjantin’in turnuvadaki ilerleyişi, saha dışında da çeşitli spekülasyonları beraberinde getirdi. Dünya Kupası’nın başlangıcında Arjantin’in Cezayir’i 3-0 yendiği maçta, Messi’nin bir müdahalesine kırmızı kart verilmemesi, Cezayirli spor analisti Mustafa Mazzouzi tarafından sert bir şekilde eleştirildi. Mazzouzi, “Bu lobi dünyayı bir mafya gibi yönetiyor. FIFA Başkanı Infantino’nun bize iyi niyet beslemediğini biliyoruz. Filistin ve Batı Sahra meselelerindeki dik duruşumuz nedeniyle başarılı olmamızı istemiyorlar” dedi.
Son 16 turunda Mısır’a karşı iptal edilen tartışmalı gol ve Arjantin Futbol Federasyonu’nun kara para aklama iddialarıyla FBI tarafından soruşturulması, turnuva boyunca “Siyonist komplo” iddialarını güçlendiren diğer unsurlar arasında yer aldı.
Messi’nin siyasi figürler tarafından kullanılma çabası sadece Ortadoğu ile sınırlı kalmadı. New York Times’ın ortaya çıkardığı belgelere göre, Messi, Suudi Arabistan Turizm Otoritesi ile 3 yıllık 25 milyon dolarlık bir elçilik anlaşması imzaladı. Bu sözleşmenin en dikkat çekici maddesi, Messi’nin krallığın imajını “lekeleyebilecek” hiçbir şey söyleyemeyecek olmasıydı.
Benzer bir sessizlik, ABD’de de gözlemlendi. Inter Miami ile MLS şampiyonluğu yaşayan Messi, takımıyla birlikte Beyaz Saray’da Donald Trump tarafından ağırlandı. Messi, törende konuşmadı; ancak sessizliği, Trump’ın kürsüde İsrail ile yürüttükleri askeri operasyonlarla övünmesini engellemedi.
Efsane futbolcu Diego Maradona’nın net anti-emperyalist ve sol görüşleri ile karşılaştırıldığında, Messi kariyerinde her zaman “siyasi belirsizlik” politikasını benimsedi. Sosyolojik anketler, liberal seçmenlerin Messi’yi, muhafazakarların ise Cristiano Ronaldo’yu desteklediğini gösterse de Messi bu etiketlerden kaçınmayı başardı. Devlet Başkanı Milei’nin destek mesajlarına kayıtsız kalan 39 yaşındaki süperstar, Arjantin halkının yaşadığı derin ekonomik krize de duyarsız kalmadı. İngiltere galibiyetinin ardından verdiği röportajda, kupanın halk için önemini şu sözlerle ifade etti: “Dünya Kupalarının bizim için özel olduğunu biliyoruz. Bu süreçte yaşadığımız tüm kötü şeyleri; zor zamanlar geçiren, işsiz olan, geçimini sağlayamayan ya da sürekli mücadele eden insanlarımızı unutuyoruz. Onlara bu sevinci yaşatabildiğimiz için gururluyuz.”




