Zikirden Yüz Çevirenler İçin Sıkıntılı Bir Geçim Bekliyor
Zikirden yüz çevirenlerin kıyamet günü nasıl bir sıkıntı ile karşılaşacağına dair derin bir bakış.
“Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.”
Bu ayette, zikirden yüz çevirenlerin dünya hayatında nasıl bir sıkıntı ile karşılaşacakları belirtilmektedir. Bu sıkıntı, sadece maddi bir yoksulluk olarak algılanmamalıdır. Zikirden uzaklaşan bir kişi, belki de büyük bir servete sahip olabilir; fakat içsel huzurdan yoksun bir yaşam sürecektir. Çünkü bu kişi, elde ettiği başarıları haram yollarla kazanacak ve bu durum onu sürekli bir vicdan azabı içinde bırakacaktır.
İnsanların bu dünyadaki imtihanı, itaat etme veya isyan etme özgürlüğüne sahip olmalarıdır. Rabbine itaat edenler, doğru yolda ilerlerken, bu yoldan sapıp hatalarını fark edenlerin tövbe etme şansı vardır. Allah, her insanın iyi veya kötü tüm amellerinin kaydedildiğini ve kıyamet günü bunlar üzerinden değerlendirileceğini bildirmiştir. Bu sınavı başarıyla geçenler, sonsuz bir hayat ve ebedi bir mülk ile mükafatlandırılacaktır. Salih kullar, ya itaat ederek ya da unuttuktan sonra tövbe ederek cennetin varisleri olacaklardır.
Cennet hayatının sadece yemek, içmek ve eğlenmekten ibaret olmadığı, orada insanın hayal edemeyeceği yücelikte nimetlerin bulunduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle Kur’an’da, dünya insanlarının anlayabileceği cennet nimetleri tanımlanmıştır.
Rabb’inin mesajını dikkate almayanlar, aslında en değerli hazineyi ve doğru yolu göz ardı etmiş olurlar. Bu kişiler, gerçek yaradılış amaçlarını unutmuş ve Allah’ın ayetlerini görmezden gelmişlerdir. Sonuç olarak, dayanılmaz bir sıkıntı içinde yaşamayı hak ederler ve kıyamet günü kör olarak haşredileceklerdir.
TEFHİMUL KURAN
Fahruddin er-Râzî, ayetteki “zikr” kelimesinin anlamı üzerinde durarak, müfessirlerin görüşlerini aktarır. Zikir, Allah’ın indirdiği vahiydir ve ondan yüz çevirmek, onun hükümlerini reddetmek ve bu hükümlerle amel etmemek anlamına gelir.
Râzî, zikri daha geniş bir perspektiften ele alarak, Allah’ın varlığına ve birliğine dair delillerden yüz çevirmenin de zikirden uzaklaşmak olduğunu ifade eder.
Râzî, “maîşeten danka” ifadesinin tefsirinde, bir kişinin dışarıdan görünen zenginliğine rağmen nasıl sıkıntılı bir yaşam sürdüğünü sorgular. Bu durumun çözümü, kişinin ruhsal durumunda yatar. Allah’ı tanımayan bir kişi, sahip olduğu nimetlerden korkarak yaşar ve kalbi asla tatmin olmaz. Maddi zenginliğe sahip olsa bile, ruhsal olarak dar bir hayat geçirir.
Müminler ise az bir rızıkla dahi huzur bulurken, gaflet içinde yaşayanlar, saraylarda bile kalplerindeki daralmadan kurtulamazlar. Râzî, kabir azabının da bu sıkıntılı geçimle ilgili olduğunu belirtir; çünkü kabir, kafirleri ve asi olanları sıkıştırır.
Kıyamet günü, kör olarak haşredilme meselesi ise iki şekilde açıklanabilir. Birincisi, bilgi ve delilden mahrum kalmaktır; bu, dünyada Allah’ın ayetlerine karşı kör olanların ahirette de rahmetten mahrum kalacakları anlamına gelir. İkincisi ise, fiziksel olarak kör olmaktır; kafirler, mahşer meydanında korkunç bir dehşet içinde kör, dilsiz ve sağır olarak haşredilirler.
Râzî’nin tefsirinden çıkan temel hikmet, insanın huzurunun maddiyata değil, Allah’a olan aidiyetine bağlı olduğudur. Allah’ı unutan bir ruh, tüm dünya nimetlerine sahip olsa bile yine daralır. Gerçek genişlik ve huzur, ancak Allah’ın zikriyle kalbin mutmain olmasıyla mümkündür.
TEFSİRİ KEBİR




