İnancın Derinliği: Bilim ve Modernite Arasında İman
İman, modern yaşamda gereksiz görülen bir olgu değil; bilincin ve iradenin ilahi hakikatlere uyumudur.
İmanın birçok boyutu bulunduğu ifade edilir. Bu boyutların en yükseği “Lâ ilâhe illâllah” ifadesidir. En alt düzeyde ise, yolda karşılaşılan zorlukların ortadan kaldırılması yer alır. Hayâ da imanın önemli bir parçasıdır. Ancak günümüzde, bilim ve teknolojinin şekillendirdiği sanal ortamda, inancı gereksiz bulan ve onu hayatlarından çıkaran bir kesim mevcuttur. Bu kişiler, çağdaş yaşamın getirdiği değişimlerin imanı geride bıraktığını savunarak, inancı çağ dışı ve gerici bir anlayış olarak nitelendiriyorlar. Onlara göre iman, umutsuzluktan doğan bir tepki ve ne yapacağını bilmeyenlerin çaresizce sarıldığı bir yol olarak görülmektedir.
Fakat iman, en temel anlamıyla akıl ve iradenin ilahi vahye uyum sağlamasıdır. İnsan, vahiy aracılığıyla kendisine açıklanan ilahi gerçekleri öğrenir, kabul eder ve onaylar. Dolayısıyla iman, rastgele bir seçim ya da umutsuzluktan kaynaklanan bir tepki değil, bilgiye dayalı en kararlı eylemdir. İmanın temelinde bilgi ve irade yattığı için, bu durum onu son derece bilinçli bir eylem haline getirir. Modernitenin, imanın bireysel ve toplumsal hayattaki alanını daralttığına dair görüşlerin aksine, iman hayatın kendisidir. Kişiye her zaman canlı, dinamik ve ileriye dönük bir yaşam sunar.
Bir kişinin, kardeşinde beğendiği bir şey gördüğünde ona dua etmesi gerektiği ifade edilmiştir.




