Dr. Nazir Khan: Gazze, Liberalizmin Zihinleri Köleleştirdiğini Gösteriyor

Dr. Nazir Khan, Gazze’deki olayların liberalizmin zihinleri nasıl etkilediğini vurguladı.

İslami Analiz / Haber Merkezi

Tıp doktoru ve İslam teolojisi uzmanı Dr. Nazir Khan, modern Batı ideolojilerinin, özellikle liberalizmin, İslam dünyasında yarattığı zihinsel tahribatı ve bunun Gazze’de yaşanan trajedilerle olan bağlantısını tartıştı. YouTube’daki “Düşünen Müslüman” platformunda yaptığı açıklamalarda, sömürgeciliğin sadece fiziksel işgal değil, aynı zamanda bir epistemolojik baskı aracı olduğunu vurguladı.

Dr. Khan, Gazze’deki soykırımın insanlık üzerindeki ahlaki krize yol açtığını belirterek, uluslararası toplumun bu duruma karşı kayıtsız kalmasının tesadüf olmadığını ifade etti. Yaşananları bir düşünsel hastalık olarak tanımlayan Khan, “Çocuklar açlıktan öldü, diri diri yakıldı; uluslararası toplum ise sadece izlemekle yetindi. Bu ahlaki kayıtsızlık nasıl oluştu? Soykırımlar, altta yatan bir psikoepistemik bozukluğun belirtileridir” dedi.

Dr. Khan, fiziksel direnişin yetersiz kalacağını belirterek, “bilgi sömürgeciliği” kavramına dikkat çekti. Sömürgeciliğin genellikle fiziksel yıkımla hatırlandığını, ancak zihinsel işgalin çok daha tehlikeli olduğunu ifade etti. “Eğer zihinlerimiz bu fiziksel tezahürlere karşı koyamıyorsa, direnmenin bir anlamı kalmaz. Bu nedenle bilgi sömürgeciliğinden kurtulmalıyız” diye ekledi.

Batı medyasının soykırım konusundaki tutumunu eleştiren Khan, postmodernizmin ve ahlaki göreceliliğin suçları nasıl meşrulaştırdığını örneklerle açıkladı. “Gazze’deki soykırım hakkında yapılan yayınlarda, tarafsızlık maskesi altında gerçekler çarpıtılıyor. Çocukların ölümü sadece ‘ikincil hasar’ olarak nitelendiriliyor, bu da ahlaki bir çürümeyi temsil ediyor” dedi.

Liberalizmin bireyleri toplumdan ve değer yargılarından kopardığını belirten Dr. Khan, modern insanın yalnızlaşmasının köklerine inerek, liberal özgürlük anlayışının yarattığı yıkımı şu sözlerle özetledi: “Liberalizm, insanları inançlarından ve toplumsal bağlarından kopararak yalnızlaştırıyor. Bu ideolojiyle yetişenler, Gazze’deki soykırım gibi olaylara karşı duyarsız hale geliyorlar. Soykırımlar, kapitalist toplumlarda hedonizmin yükselişiyle doğrudan bağlantılıdır”.

Son olarak, sekülerizmin tarafsız bir hakem olduğu iddialarını çürüten Dr. Khan, laikliğin baskıcı bir sistem olduğunu ifade etti. “Sekülerizm, dinin ahlaki seçimlerimizle ilgisiz olduğunu savunarak, devletin tiranlığına yol açıyor. Toplumda tek ahlak ölçütü, devletin belirledikleridir” dedi.

Dr. Khan, bu ithal ideolojilere karşı kurtuluşun Fatiha Suresi’nde özetlenen adalet temelli ilahi dünya görüşüne geri dönmekte yattığını belirtti. Müslümanların İslam’ı sadece ritüel bir dış kabuk haline getirmemeleri gerektiğini vurguladı. “Kur’an’ın rehberliğini yeniden merkeze almalı ve düşüncelerimizi bu rehberlik etrafında yeniden yapılandırmalıyız” diyerek sözlerini tamamladı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu