Kadir Gecesi’nin Anlamı ve Önemi Üzerine Derin Düşünceler
Kadir Gecesi’nin manevi değeri ve Kur’an’ın inişi üzerine derin bir bakış.
Mübarek Ramazan ayı, insanlara ebediyen gizli kalmış bir gerçeğin açığa çıktığı bir dönemdir; bu gerçek, Kur’an-ı Kerim’in indirilmesidir. Kur’an’ın nasıl nazil olduğunu ve Ruhul Emin’in bu kutsal kitabı Resulullah’a nasıl ilettiğini, sadece bu sürecin içinde yer alanlar tam anlamıyla kavrayabilir. İşte bu durum, Ramazan ayının en belirgin özelliğidir ve bu ayda oruç tutmanın en önemli gerekçesidir.
İmam Sadık’tan (a.s) gelen bir hadiste, Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Bütün semavi kitaplar Ramazan ayında indirilmiştir.” Bu nedenle Ramazan ayı, Kur’an’ın bu ayda indirilmesiyle büyük bir değer kazanmıştır. Yüce Allah, Ramazan ayını bu özelliğiyle tanıtarak, “(Oruç farz kılınan sayılı günler) Ramazan ayıdır. Bu ay, insanlar için hidayet kaynağı olan, hidayet ile batılı ayıran açık delilleri içeren Kur’an’ın indirildiği bir aydır.” buyurmuştur. Oruç, bu büyük nimete karşı duyulan şükran ifadesidir.
Hz. Resulullah (s.a.a), “Şabaniye Hubesi” olarak bilinen bir hutbesinde, “Sizler Allah’ın ziyafetine davet edildiniz…” demiştir. Bu davete Resulullah’tan başka hiç kimse tam anlamıyla katılamamıştır. Davetin farklı aşamaları olduğu gibi, bu davete icabet etmenin de merhaleleri vardır. Normal insanların bu davete icabeti ile Resulullah’ın (s.a.a) icabeti arasında büyük farklılıklar bulunmaktadır. Sonuç olarak, ziyafette sunulan şeyler de farklı olacaktır.
Resulullah (s.a.a), bu ziyafete katılmadan önce çeşitli hazırlıklar ve riyazetlerden geçmiştir. Onun bu ziyafete katılmak için yaptığı en önemli hazırlık, dünyaya sırt çevirmek ve yalnızca Allah’a yönelmektir. Resulullah (s.a.a), bu zor riyazetleri tamamladıktan sonra, Kur’an-ı Kerim’in tamamını bir defada mübarek kalbine alarak ziyafetin en büyük nimetini elde etmiştir.
Kadir Gecesi
Kur’an-ı Kerim’de, onun iniş zamanı hakkında şu şekilde buyrulmuştur: “Andolsun her şeyi açıklayan Kur’an’a. Şüphe yok ki biz onu kutlu bir gecede indirdik.” Başka bir ayette ise, “Şüphesiz biz onu (Kur’an’ı) Kadir Gecesinde indirdik…” denilmektedir. Bu iki ayet bir arada değerlendirildiğinde, Kadir Gecesi’nin ne kadar mübarek bir gece olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca, Kur’an-ı Kerim’in Ramazan ayında indiği belirtilerek, “(Oruç farz kılınan sayılı günler) Ramazan ayıdır. Bu ay, insanlar için hidayet kaynağı olan, hidayet ile batılı ayıran açık delilleri içeren Kur’an’ın indirildiği bir aydır.” ifadesiyle Kadir Gecesi’nin Ramazan ayında olduğu sonucuna varılmaktadır. Dolayısıyla, Ramazan ayı Kadir Gecesi ile, Kadir Gecesi de Kur’an’ın bu ayda inmesiyle şeref kazanmıştır.
Kadir Gecesi’nin büyüklüğünü anlamak oldukça zordur. Yüce Allah, “Şüphesiz biz onu (Kur’an’ı) Kadir Gecesinde indirdik. Kadir Gecesi’nin ne olduğunu sana bildiren nedir? Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh, onda Rablerinin izniyle her iş için inerler. Fecrin çıkışına kadar bir esenliktir o.” buyurmuştur. Bu ayette, bu gecenin en önemli özelliği Kur’an’ın bu gecede indirilmesi olarak açıklanmaktadır. Ayrıca, bu gecede yapılan ibadetlerin, bin ayda yapılan ibadetlerden daha üstün olduğu ve bu gecenin takdir gecesi olduğu belirtilmiştir.
Kadir Gecesi, gelecek yıl boyunca gerçekleşecek olan olayların belirlendiği bir gecedir. Ölüm, hayat, rızık, mutluluk ve tüm olaylar bu gecede takdir edilir. Bu nedenle, bu geceye “Kadir” adı verilmiştir; çünkü “kadir”, takdir etmek ve ölçmek anlamına gelir.
Kur’an’da, “And olsun her şeyi açıklayan Kur’an’a. Şüphe yok ki biz onu kutlu bir gecede indirdik… o gecede her hikmetli iş ayrılır. Katımızdan bir emir ile; Doğrusu biz, gönderenleriz. Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O, işitendir, bilendir.” denilmektedir. Burada, işlerin ayrılması, gelecekte meydana gelecek olayların özellikleriyle belirlenmesi anlamına gelmektedir.
Bu gece ve meleklerin inişi, her Kameri yılında tekrar eder. Bunu, ayetin orijinalinde geçen fiilin geniş zaman kipinde olmasından (tenezzelû=inerler) anlayabiliriz. Hadislerde belirtildiği üzere, melekler Peygamber efendimizin (s.a.a) zamanında ona, sonrasında ise onun gerçek halifeleri olan Ehlibeyt İmamlarına inerler. Dolayısıyla, günümüzde melekler Hz. Mehdi’nin (a.s) huzuruna inmektedir.
Kutlu Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğuna gelince; Ramazan ayının 19, 21 ve 23. geceleri veya bu gecelerden biri hakkında Ehlibeyt İmamlarından birçok hadis rivayet edilmiştir. Ancak bu üç geceden hangisinin Kadir Gecesi olduğu kesin olarak belirtilmemiştir. Bu üç geceyle ilgili yapılan ibadetler, dualar ve Peygamber efendimizin (s.a.a) bu gecelere verdiği önem, Kadir Gecesi’nin bu üç gece veya bunlardan birinin olduğunu gösteren bir başka delildir.
Resulullah (s.a.a) meşhur bir hutbesinde Ramazan hakkında, “Bu ayda bir gece vardır ki, bin geceden daha hayırlıdır.” demiştir. Kadir Geceleri, Ramazan ayının manevi açıdan zirveye ulaştığı gecelerdir. Bu gecelerde müminin hayatı, Allah’ın rengine bürünmekte ve O’nun yüceliğiyle dolup taşmaktadır. Oruçlu kişi, bu gecelerde Allah’tan başka her şeye sırt çevirir ve tam bir kullukla Rabbinin katında her şeyi, hatta kendisini bile unutur. Yeryüzüyle olan bağlarını koparıp göğe yönelir, gökle birleşir.
Bu derin bütünleşme, onu soyutlaştırır ve yalnızca biricik mabuduna ibadet etmeye yönlendirir. Bu sayede, evrenin sırlarını örten perdeler açılır ve mümin, her şeyi düzüp koşan Allah’ı görür. Can kulağıyla Allah’ın kelamına kulak verir. “Melekler Rablerinin izniyle inerler.” derken, kalbiyle tüm evrenin ilahi emrin etkisiyle hareket ettiğini anlar. Bu, O’nun emri ve iradesidir; her şeyi kendi egemenliğine almıştır.
Kadir Gecesi, insanın Allah ile buluşma vaktidir; cismin rengini yitirip ruhun hakim olduğu bir gecedir. Maddenin alçalıp mananın yükseldiği, dinin maneviyatının tecelli ettiği, müminin tüm vücudunun ilahi fıtratının derinlikleriyle yol arkadaşı olduğu, meleklerle arkadaşlık ettiği bir gecedir. Kendini unutma ve Allah’ın varlığına dalıp O’nda boğulma, Hakk’ın rahmet ve sevgi yağmurunun, Allah’ın peşinde olan oruçlulara yağdığı gecedir; ilahi takdir gecesidir. Evet, Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır…
Kadir Gecelerinde, önderlerimizin bize öğrettiği gibi kâinatın yaratıcısına hamdüsenada bulunmalı, O’nunla derteşmeliyiz. Tüm gece boyunca uyanık kalmalı, namaz ve ibadetle meşgul olmalıyız. İstek ve ricaları yüce Rabbin dergahına sunmalı ve O’ndan sevgi, rahmet ve af dilenmelidir. O’nun varlığıyla kendi fıtri bütünleşmemizi yenilemeli ve bu bütünlüğü sağlamlaştırmalıyız. Gerçekten de gönül temizliğinde eşleri bulunmayan Ehlibeyt İmamlarının da buyurduğu gibi: “Gerçek mahrum, bu gecenin feyizlerinden mahrum kalan kimsedir.” Çünkü “insan yapıcı” olan oruç farizasının tüm yapıcılıklarıyla gözler önüne serildiği doruk noktayı Kadir Gecesinde görmek ve bu anlamı, Kadir Gecesinde mükemmelliğe erdirmek gerekir.
Kalpleri uyanık insanlar ve özellikle gençler, Ramazan ayının bereketlerinden yararlanarak Kadir Gecelerinde kendilerini insanî açıdan olgunlaştırmalı ve bu değerli gecelerde iman ve aşkla vardıkları fazilet evrelerine dikkat etmelidirler. Böylece her Ramazan’dan sonra İslam’ın derin anlamlı eğitim sistemini daha iyi anlayarak ruhumuzu bu semavi inancın hedeflerine daha çok yaklaştırabiliriz.




