ABD’nin Mühimmat Stokları Gerçekten Tükeniyor mu?

ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü askeri operasyonlarda mühimmat stoklarının azalması, stratejik etkileri beraberinde getiriyor.

ABD, İran ile olan çatışmasında cephaneliğindeki on binlerce mühimmatı kullanmış durumda. Son günlerde ortaya çıkan bilgiler, ABD Başkanı Donald Trump’ın mühimmat stoklarındaki azalmadan dolayı rahatsız olduğunu ve bu durumun askeri operasyonları sürdürebilme yeteneğini etkilediğini gösteriyor.

Washington Post’un haberine göre, Trump, 7 Ağustos’ta Camp David’de düzenlenen kabine toplantısında Savaş Bakanı Pete Hegseth’ten mühimmat eksiklikleri hakkında bilgi talep etti. Gazete, bu eksikliklerin ABD’nin İran’a karşı askeri seçeneklerini sınırladığını vurguladı.

Son dönemde yapılan bazı değerlendirmelere göre, özellikle önleme füzeleri kritik bir şekilde etkilenmiş durumda. Bu füzeler, İran’ın bölgedeki balistik füze saldırılarına karşı savunma sağlamak için hayati öneme sahip. CNN’in bildirdiğine göre, ABD’nin İran saldırılarına karşı üslerini korumak amacıyla kullandığı önleme füzelerinin yaklaşık yüzde 80’i tükendi.

Bu durum, Patriot ve THAAD bataryalarının önleme füzelerini de kapsıyor. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’ne (CSIS) göre, savaş öncesinde ABD’nin 2 bin 200 Patriot ve 452 THAAD füzesi bulunuyordu. Ancak analistler, Pentagon’un yıllık üretiminin yaklaşık 600 füze olduğunu belirtiyor. Pentagon, Lockheed Martin ile yaptığı anlaşma ile üretimi yılda 2 bin füzeye çıkarmayı hedefliyor. Ancak, THAAD füzelerinin yeniden stoklanmasının üç yıldan fazla süreceği tahmin ediliyor.

Payne Institute for Public Policy (PIPP) verilerine göre, mevcut çatışma temposu devam ederse, ABD ve İsrail’in önleme füzelerinin tükenmesi için yalnızca günler kalmış durumda.

Önleme füzelerinin yanı sıra, İran savaşında kullanılan diğer önemli taarruz mühimmatlarının da büyük ölçüde tükendiği ifade ediliyor. CNN’e göre, ABD Kara Kuvvetleri’nin Taktik Füze Sistemi (ATACMS) ve Hassas Taarruz Füzeleri’nin (PrSM) neredeyse tamamı kullanıldı. ATACMS, 300 kilometreye kadar menzil sunan bir taktik balistik füze olarak dikkat çekiyor. Bu füzelerin savaşta kullanıldığına dair görüntüler de sosyal medyada paylaşıldı. PrSM ise daha modern bir sistem olarak, ATACMS’in yerini alması beklenen bir taktik balistik füze.

ABD, bu iki karadan karaya füze sisteminin yanı sıra binlerce Tomahawk seyir füzesi de ateşledi. CNN, nisan ayı başında toplam Tomahawk stokunun yüzde 30’unun savaş sırasında kullanıldığını bildirirken, Washington Post, savaşın ilk ayında 850 füze ateşlendiğini aktardı. PIPP verileri, savaşın ilk 16 gününde ateşlenen 500 Tomahawk füzesinin yeniden stoklanmasının en az beş yıl süreceğini öngörüyor. Ancak, ABD ile İran arasındaki çatışmalar nedeniyle bu rakamın daha da artması bekleniyor.

Mühimmat eksiklikleri yalnızca Trump ve Hegseth gibi yetkilileri endişelendirmekle kalmayacak; ABD, dünya genelinde en büyük silah üreticilerinden biri olarak, birçok ülkenin savunma sistemlerinde kullanılan silahların kaynağını oluşturuyor. Özellikle Körfez ülkeleri, bu durumdan olumsuz etkilenebilir. Bu ülkeler, sadece kendi güvenlikleri için ABD ordusuna bağımlı değil, aynı zamanda İran saldırılarına karşı savunmada ABD yapımı sistemleri kullanıyor.

Mühimmat eksiklikleri ve üretim kapasitesindeki kısıtlamalar, olası bir savaş durumunda bölgeyi İran’a karşı savunmasız bırakabilir. Ukrayna da benzer bir durumda, Rus balistik füzelerine karşı Patriot bataryalarına güveniyor. Ukrayna, ABD’nin üretim kapasitesindeki sınırlamaları aşmak için kendi Patriot füzelerini üretme talebinde bulundu ve ATACMS füzelerini de kullanıyor.

Asya’da ise güvenlik analistleri, önleme füzelerindeki eksikliğin, Çin’in Tayvan’ı ele geçirme girişimlerine karşı ABD’nin müdahale kapasitesini etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Çin, ABD’nin olası karşılıklarını engellemek amacıyla kendi balistik füze stokunu artırıyor. Gerekli önleme füzesi stokları olmadan, ABD’nin İran’ın füzelerine karşı savunma yapması, çok daha zor hale gelecektir. İran’ın füze saldırıları, bölgedeki kritik tesislere zarar vermekte ve askeri personelin hayatını tehdit etmektedir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu